Etiket arşivi: bitcoin balon mu

”Eğer Bitcoin Balonsa Patlamak Üzere”

Bitcoin’e şüpheci yaklaşan bazı ekonomist ve analistler kripto para piyasasının şu anki durumunu 17. asırda, Hollanda altın çağı sırasında yaşanan lale çılgınlığına benzetiyor. Ancak Bitcoin’in durumunun o kadar basit olmadığını söyleyebiliriz.

Lale çılgınlığı döneminde o dönemde lalelerin yoğun ilgi görmesi ile lale soğanı fiyatı aşırı yükselmişti ve ardından çok sert bir düşüş yaşanmıştı. Yapılan sözleşmeler tüccarları zarara uğrattı. Bazıları lalelerin iyi görünüp bir işe yaramamasını Bitcoin’e benzetiyor ve Bitcoin’i 21. asrın lale balonu olarak tanımlıyor.

Bitcoin balon mu, yeni global para birimi mi?

ABD’li ekonomist Hyman Minsky’nin teorileri 2008’de yaşanan emlak balonu sırasında sıkça gündeme gelmişti. Market Watch’a göre Minsky balonları beş aşamaya ayırıyor: Yer değiştirme, patlama, coşku, kar çekme ve panik. Bu çerçevede San Francisco federal bankası danışmanı Joost van der Burgt, Bitcoin’in ‘’kar elde etme’’ aşamasında olduğunu ve henüz paniğin başlamadığını ancak yakın zamanda başlayacağını ifade etti.

Geçmişe bakarak Burgt ‘’yer değiştirme’’ evresinin 2008 ile 2013 arasında yaşandığını belirtti. Çünkü Bitcoin 2013’e kadar 100 doların üzerine hiç çıkmamıştı. Patlama evresi fiyatın yavaş yavaş yükselmesinin ardından bir anda hız kazanmasını betimliyor. Bu aşamada birçok şirket ve bireysel yatırımcı fırsatı kaçırma korkusuna (FOMO) kapılıyor. Şirketler bu durumda Blockchain teknolojisini kullanmasalar bile yatırımcının ilgisi sadece Blockchain kelimesi eklenerek çekmeye çalıştı ve kısmen başaran şirketler oldu.

Steven Seagal ve Floyd Mayweather gibi ünlüler kripto para reklamı yaptı. Ne yazık ki ünlülerin kullanan birçok şirket dolandırıcılık yaptıkları iddialarıyla kapatıldı.

Burgt bugünkü durumu hoşnutluk, coşkulu olma anlamına gelen ‘’euphoric’’ aşaması olduğunu ve 2008’e çok benzer olayların yaşandığını belirtti:

Euphoria aşamasında yatırımcılar ödünç para alarak yatırım yaparlar. Yapılan bir araştırmaya göre aktif Bitcoin yatırımcılarının %18’i Bitcoin’i kredi kartı ile aldı ve bu grubun %22’si kredi kartı borçlarını ödeyemedi.

Şimdiyse Burgt’a göre 2017 Aralık ayından bu yana Bitcoin yarı yarıya değer kaybettiği ve kar elde edenler paralarını çektikleri için ‘’kar çekme’’ evresinde bulunuyoruz. Bu da balonun patlaması için sadece panik evresinin geriye kaldığını gösteriyor ve eninde sonunda Bitcoin fiyatının çakılacağına işaret ediyor.

Burgt yanılabiliyor olabileceğini de dile getirdi:

Balonlarla benzerlik gösterse de Bitcoin daha önceden gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyor. Belki de bundan 10 yıl sonra piyasa değeri çok daha yükseklerde olacak ve global bir para birimi haline gelecek. Tahmin edebilmek gerçekten zor.


Kaynak: Newsbtc

Bitcoin Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? (anket)

Son zamanlarda para mı yatırım aracı mı, yasaklanacak mı, caiz mi, yoksa bir balon gibi patlayacak mı gibi çok fazla tartışma konusu olan Bitcoin hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Bitcoin Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

Sonuçları görüntüle

Loading ...

Anket cevapları dışında bir fikriniz varsa yorum olarak paylaşabilirsiniz. 

Asya’daki Belirsizliklerden Etkilenen Kripto Para Piyasası %40’ın Altında Değer Kaybetti

16 Ocak Salı günü sabahı, kripto para borsaları için iyi geçmedi. Bitcoin ve tüm kripto paraların oluşturduğu toplam değer, 16 Ocak itibariyle şu an için %40 değer kaybına uğradı. Çin ve Güney Kore’deki son gelişmeler, piyasadaki iyimserliği an itibariyle kırmış görünüyor.

Coinmarketcap verilerinden edinilen bilgilere göre, Seoul ve Pekin’den gelen haberler, kripto para piyasası üzerinde olumsuz izler bıraktı.

Pazartesi günü, Güney Kore hükümetinin kimlik bilgilerini bankalara vermeyi reddeden kullanıcılar hakkında başlatacağını açıkladı ciddi ceza uygulamaları, aynı dönemde Çin’den gelen kripto para yasağının genişletileceği haberleri ile birleşince, piyasada panik egemen duygu olmaya başladı.

Bu yazının kaleme alındığı dakikalarda Bitcoin’in günlük değer kaybı CoinMarketcap’e göre %11.79 olarak göze çarpıyor. Düşüş, diğer alt koinlerle de kendini iyice belli ederken, market hacmine göre ilk 50’deki kripto paralardan değerini değerini arttırmayı başaran sadece iki para var: Tether ve Gas ki onlar da maksimum %1 civarında artışa sahipler.

Birçok alt koin son dönemdeki dibini yaşarken, bazı koinlerde %40’tan fazla düşüş meydana geldi. Ocak ilk yarısı itibariyle yükseliş trendinde görülen Bitcoin Cash, şu an itibariyle 2000 doların altını görürken, Ripple ise 4 Ocak’ta yakaladığı 3 doların ardından şu an yalnızca 1.36 dolardan işlem görüyor.

Bazı otoriteler fiyat düzeltmesinin gerekli ve sağlıklı olduğunu ifade etse de, şu anda borsada parası olan insanlar arasında derin bir kaygı hakim. Ayrıca birçok medya organı da bu büyük düşüşü kaynak göstererek, balonun patladığını iddia ediyor.

Bu kadar olumsuz tabloya rağmen, Wall Street’in bu hafta yapacağını açıkladığı bonus tahsisi hamlesisinin, kripto para piyasalarına ciddi miktarda devlet parasının girmeye hazırlandığı yönünde yorumlara sebep olmuş durumda.

Kaynak: Coin Telegraph 

 

Nedir bu Bitcoin?

Son günlerin popüler konularından biri Bitcoin’deki inanılmaz yükseliş. Ara sıra değerinde aşırı düşüşler görülse de genel kanı yükselişin öngörülemeyen bir süre daha devam edeceği. Sonrası hakkında ise kimsenin bir fikri yok.

İSTANBUL – Doç. Dr. Elif Nuroğlu

 

Bitcoin’in internet çağının doğal ürünlerinden biri olduğunu, ona inanan veya inanmayan herkes söylüyor. İşlemlerin, alım satımların, rezervasyonların, hatta doğum günü sürprizlerinin bile internet aracılığıyla yapıldığı bir devirde ortaya çıkan ve sadece şifreli olarak kullanılabilen bir para bu. Paranızı gerçek hayatta bir alım-satım (veya takas) yaparak sanal hayata transfer etmenin ve bu parayı internet ortamında en özgür, en kontrolsüz şekilde kullanmanın bir aracı da diyebiliriz.

Bu işlem nasıl gerçekleşiyor?

Gerek internette bazı siteler aracılığıyla, gerekse çoğu Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Bitcoin ATM’lerinden, sahip olduğunuz dolar, avro, Türk lirası veya herhangi bir para birimiyle önce Bitcoin satın alıyorsunuz. Nasıl gerçek parayı cüzdanda barındırıyor ve saklıyorsanız, Bitcoin’lerinizi de sanal bir cüzdanda saklıyorsunuz. Bu sanal cüzdan yüksek ve fazlasıyla gelişmiş bir şifreleme sistemiyle korunuyor. Burada kullanıcının en dikkatli olması gereken husus, şifresini oluşturup koruması ve sanal cüzdanından parasının çalınmaması için azami özen göstermesi.

Bu aşamadan sonra bilgisayar başına geçerek istediğiniz ülkeye SWIFT kodu olmadan, devlet, vergi ya da sorgulama olmaksızın Bitcoin’lerinizle ödeme yapabilir veya ödeme kabul edebilirsiniz. Ülkeden ülkeye gerçekleşen para akışları normalde devletler tarafından kontrol edilirken Bitcoin için böyle bir mekanizma şu aşamada yok.

Nasıl ortaya çıktı?

Bitcoin’in 2008 yılında Satoshi Nakamoto müstear ismini kullanan bir kullanıcı tarafından ortaya çıkarıldığı söyleniyor. Bitcoin’in yaratıcısı bir kişi veya grup veya bir sistem de olabilir. Neticede Bitcoin, 8 yıldır kripto (şifreli) para piyasalarında işlem görüyor ve kimin tarafından ortaya çıkarıldığı bilinmiyor. İlk çıktığı zamanlarda çok ucuz olduğu için sadece merak nedeniyle bile Bitcoin alan, ancak daha sonra bu yatırım sayesinde epey zengin olan kişiler var.

Sanal cüzdanınızı Bitcoin’lerle işlem yaparak, alım ve satımlar yoluyla daha fazla doldurunca, Bitcoin ile markete gidip ekmek almanız mümkün olmadığı için, gerçek dünyada kullanılabilecek bir para birimine geri çevirmeniz gerekiyor. Bunu özellikle fiyatı yükseldiği sırada yapan yatırımcı da epey yüksek oranda kâr ediyor. Bitcoin ile işlem yapmak kısaca böyle.

Kripto paralardan sadece biri olan Bitcoin şu aralar en revaçta olanı. Bitcoin gibi kripto para borsalarında işlem gören Litecoin, Ethereum, Ripple, Monero, Dash gibileri de var. Bütün bu sanal paralar, normal borsalardan farklı olarak açılış ve kapanış saatleri olmayan ve herhangi bir ülkeye bağlı olmadan çalışan kripto para borsalarında işlem görüyor.

Bitcoin hakkında kim ne diyor?

Bitcoin konusunda 2013 yılında Türkiye’de ve dünyada çok şey yazıldı. Sonra kendisini bir süre unuttursa da, fiyatındaki hızlı yükselişle 2017 yılında tekrar gündeme oturdu. Bitcoin iktisatçılar ve para teorisi çalışanlar için pek güven vermeyen bir kripto para birimi. ‘Volatilitesi’ çok yüksek, yani değerindeki iniş-çıkışlar hem ani hem de çok fazla. Yakın gelecekte değerinde daha da yükselme bekleniyor. Fransa Merkez Bankası Başkanı François Villeroy de Galhau Bitcoin’i “Kripto para bile değil, sadece spekülatif bir varlık” olarak tanımlıyor.

Nobel ödüllü ünlü iktisatçı Joseph Stiglitz yaptığı açıklamada dijital para birimlerinin tehlikelerine değinirken, Bitcoin’in bir balon olduğunu iddia ediyor. Bu balonun patlaması durumunda tüketicilerin büyük kayıplar yaşayacağını belirterek Bitcoin yatırımcılarını uyarıyor. Lakin Stiglitz, Bitcoin devletin para basma fonksiyonuna bir tehlike teşkil ettiği için böyle bir açıklama yapma gereği duymuş izlenimi veriyor.

Bitcoin’e yaklaşım konusunda iktisatçılar çekinceli ve şüpheli. Finans sektörü biraz tereddüt etse de, olası fırsatları kaçırma ve gelişmelere kayıtsız kalmanın doğuracağı geri kalma ihtimalinden korkuyor ve Bitcoin’in “olumlu bir endişe” ile izlenmesi gerektiğini savunuyor.

Bilişim sektörüne gelecek olursak, Bitcoin sanki normal paralardan bir paraymış ve hiçbir dezavantajı yokmuş, zaten 21. yüzyılın para birimi bu tarz bir para olacakmış gibi Bitcoin’i sahiplenenler çoğunlukla bu sektörden.

Bitcoin’e olan talebin artmasında büyük borsa işletmecilerinin Bitcoin’de opsiyonlar sunması ve Bitcoin işlemleri yapmaya başlaması önemli bir etken. Böylelikle yatırımcılar, zamanla Bitcoin’in işlem göreceği borsa sayısı ve kâr fırsatları artacak sinyali alıyor. 2017 yılına bin dolar seviyelerinde giren Bitcoin fiyatı bugün 12 bin doları da aştı. Bitcoin’deki bu inanılmaz değerlenmenin gelecek beş yılda 55 bin dolara kadar tırmanacağını söyleyen Wall Street stratejisti Tom Lee’ye göre, yatırımcılar Bitcoin’i altın yerine geçecek bir yatırım aracı olarak görmeye başlıyorlar. Miktarının sabit olması da Bitcoin’in değer kaybetmesine engel olacak bir faktör.

İnsanlar neden Bitcoin satın alıyor?

Kısaca zengin olmak için. Şu sıralar Bitcoin alan kişilere sorsanız, günlük alışverişlerini tamamen Bitcoin gibi çok dalgalı, roket hızıyla değer kazanıp sert bir şekilde düşen bir para birimi ile yapmak istemezler. The Economist dergisi bunu “daha büyük aptal teorisi” (greater fool theory) ile açıklıyor: Düşük fiyattan alıp, daha yüksek bir fiyata satacak birini (!) bularak yüksek kâr elde etmek. Ama diğer yandan, bu mekanizmada büyük bir tehlike de yok değil. Tüm alıcılar daha fazla para kazanmak için bu piyasada ise ve fiyatı arz ve talep mekanizması belirliyorsa -ki bugünlerde şahit olduğumuz fiyat yükselmeleri talep kaynaklı- tüm kullanıcıların milyoner olma sevdasıyla bir anda Bitcoin’lerini satmaya başladığı zaman fiyatın yere çakılması da kaçınılmaz. Görünen o ki bir süre Bitcoin üzerinden çok kâr edilecek. Sonrasını ise hep birlikte izleyip göreceğiz.

Bitcoin konusunda resmi kuruluşlar, Rusya, Fransa ve ABD merkez bankaları, “Riskleri siz bilerek ve isteyerek alıyorsunuz, yarın balon patlarsa kimseyi suçlamayın” diye piyasalara ve yatırımcılara yapabilecekleri tek şey olarak uyarıda bulunuyor.

Bu arada Bitcoin’in gerçekten bir balon olup olmadığı tartışması da burada devreye giriyor.

Bitcoin’in avantaj ve dezavantajları

Bitcoin’e olan aşırı rağbetin önemli sebeplerinden biri, işlemlerin gizliliği. İşlemler dağıtık bir sistemde farklı noktalarda kayıt altına alındığı için kayıtların kaybolma ihtimali yok. Fakat programın özelliği gereği kimin ne kadar Bitcoin sahibi olduğu veya Bitcoin ile hangi miktarlarda ne tip işlemler yaptığı tamamen gizli kalıyor. Bitcoin’in pek çok ülkede kabul görüp kendisine sağlam bir yer edinmesini sağlayan öncelikli fonksiyonu işte bu gizlilik. Herhangi bir devlete vergi ödemek istemeyenler ve yasal olmayan yollardan kazanılan paraları aklamak isteyenler bu yeni şifreli para birimine yöneldiler. Hatta Bitcoin’in daha çok kara para aklamak için kullanıldığı söylemleri, belki de diğer özelliklerinin önüne geçip kendisi hakkında negatif bir imaj oluşturdu diyebiliriz.

Sınırlı arz

Bitcoin’in diğer en önemli özelliği ise arzının sınırlı olması. İktisatta herhangi bir malın miktarı arttıkça değerinin düştüğüne inanılır. Paranın da miktarı artınca değeri düşer. Programa tanımlandığı gibi kalırsa, belirlenen maksimum Bitcoin miktarı 21 milyon. Başlangıçta piyasaya sürülen Bitcoin’ler alım-satım yoluyla el değiştirirken, diğer yandan piyasadaki Bitcoin miktarı ‘Bitcoin madenciliği’ ile artabiliyor. Nasıl altın madenini doğadan madencilik yöntemleriyle çıkarabiliyorsanız, dijital ortamda da karmaşık şifreleri çözerek Bitcoin çıkaran Bitcoin madencileri var. Bulunan her şifre önceleri 50, daha sonra 25, şimdi de 12,5 Bitcoin ile ödüllendiriliyor. Bitcoin madenciliği çevre kuruluşlarını ayağa kaldıracak kadar yüksek miktarda elektrik enerjisi tüketiyor. Çıkarılan Bitcoin miktarı arttıkça yeni şifrelerin çözülmesi zorlaşıyor; aynı zamanda ödül olarak verilen Bitcoin miktarı da düşüyor. Bitcoin madencilerinin -şu anki programlamaya göre- 21 milyon Bitcoin tamamen çıkarılınca, daha fazla çaba harcamalarına gerek kalmayacak. Arzının sabit olması, ulusal kâğıt paraların aksine, Bitcoin’i ulusal paralara karşı devamlı değeri yükselen bir para birimi haline getiriyor. Bitcoin aynen altın ve gümüşe benzer şekilde, bir gün tükenecek ve daha fazla üretilemeyecek bir maden gibi tasarlanmış.

Arz penceresinden bakıldığında Bitcoin’in sabit arzı, değerindeki artışı destekleyen bir faktör. Talep tarafından bakıldığında ise gizlilik, hızlı ve kolay işlem yapabilme, her türlü devlet kontrolünden uzak bir yapı içinde bulunması, değerinde sürekli bir artış beklenmesi gibi faktörler, Bitcoin’e olan talebi her geçen gün artırıyor. Diğer yandan, Bitcoin ile ödeme kabul eden şirket sayısı da hızla artıyor. Bitcoin ile işlem yapanlar arasında Microsoft, Intuit, PayPal ve Virgin Galactic gibi büyük şirketler de var.

‘Olumlu bir endişeyle izlemek’

Türkiye’de Bitcoin bir yandan risk iştahı kabarık yatırımcı tarafından talep görüyor, diğer yandan ise BDDK ve SPK gibi kuruluşlar yatırımcıyı ve Bitcoin’e ilgi duyma potansiyeli olan herkesi uyarıyor.

TCMB Başkanı Murat Çetinkaya ve bazı CEO’ların açıklamalarına baktığımızda ise “Bitcoin’de bir fırsat varsa Türkiye bu fırsatı kaçırır mı” endişesini görüyoruz. Bitcoin ve benzeri paraların herhangi bir resmî ya da özel kurum tarafından ihraç edilmediğini belirten Çetinkaya, Bitcoin’in, karşılığı için güvence verilmeyen bir sanal para birimi olduğunu ve bu tip paralarla doğrudan ilgili bir yasal düzenlemenin ülkemizde bulunmadığını belirtiyor. Ancak Çetinkaya sanal para hakkında gerekli düzenlemeler yapılırsa finansal istikrara katkı sağlayabileceğini de ekliyor. Finans sektöründen gelen yorumlar ise bütün varlığını ona bağlamadan, yani çok fazla para yatırmadan, ama tamamen de göz ardı etmeden Bitcoin ile ilgilenmek yönünde.

Diyanet ne diyor?

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı ise Bitcoin’in devlet tarafından tanınmaması nedeniyle alım ya da satımının uygun olmadığını söylüyor. Bu fetvaya göre, devletin Bitcoin’i tanıması ve hakkında gerekli düzenlemeleri yapması halinde tutum değişebilir. Ancak blockchain (blok zinciri) mekanizmasıyla şifrelenmiş ve artık kurucularının bile müdahil olamadığı söylenen bir sisteme Türkiye ya da başka bir devlet tarafından nasıl bir düzenleme getirileceği de büyük bir soru işareti.

Sonuç olarak, Bitcoin bizleri geleceğin para birimine hazırlayan, ekonomideki aktörleri bu tarz işlemlere aşina kılmaya yarayan bir kripto para vazifesi görebilir. Herhangi bir otoriteye bağlı olmaması, kimlik bilgilerinin gizliliği gibi nedenlerle, bir gün hiç var olmamış gibi ortalıktan kaybolabilir de. Bunları bilmiyoruz, hep birlikte göreceğiz. Bundan zarar görenler iştahlı ve risk seven yatırımcılar olur. Onlar da zaten merkez bankaları ve diğer otoritelerin uyarılarına kulak asmadıkları için, kendi kararlarının sonucuna katlanmak durumunda kalırlar.

Diğer yandan Bitcoin’deki değer artışında sabit arz faktörünün çok hayati olduğunu söylemiştik. Şu an sabit olarak bilinen 21 milyon Bitcoin’in bir kaç yıl sonra artırılmayacağını kim garanti edebilir? Zaten sahibinden haberimiz olmayan, yarın sabah yok olsa hesap sorulacak bir mercii bulunmayan bir kripto paradan söz ediyoruz.

[Türk-Alman Üniversitesi’nde İktisat Bölümü başkanlığı görevini yürüten Doç. Dr. Elif Nuroğlu uluslararası iktisat, yerçekimi modeli, ampirik uluslararası ticaret, ekonometrik modellemeler, ampirik makroekonomi, yapay sinir ağları ve fuzzy yaklaşımlar alanlarında çalışmaktadır]

Kaynak: aa.com.tr

 

Bitcoin ne zaman doyma noktasına ulaşacak?

Son dönemin gözdesi Bitcoin, özellikle son bir yıldaki artan grafiği ile en çok konuşulan konulardan biri. Peki Bitcoin’i bu kadar özel yapan şey ne? Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi İsmail Hakkı Polat, Bitcoin’in dünü, bugünü ve yarınını Ntv.com.tr’ye anlattı.

1- SON DÖNEMİN EN POPÜLER KONULARINDAN BİRİ OLAN BİTCOİN’İ BU KADAR ÖZEL YAPAN ŞEY NE? 

Bitcon’i bu kadar özel yapan şey dünyanın en aracısız, en hızlı, en ekonomik, en anonim ve en güvenli varlık dijitalleştirme ve transfer aracı olması. Dolayısıyla buna artık özellikle bu artan fiyatını da göz önünde bulundurduğumuzda bir dijital altın olarak bakabiliriz. Ekşi Sözlük’te güzel bir tanım görmüştüm “hızlı hareket eden altın” diye. Yani yüz kiloluk altını yanınıza alıp hiçbir yere gidemezsiniz ama yüz kiloya eşit Bitcoin’i cep telefonunuzdaki cüzdanınızda Bit olarak saklayıp dünyanın her tarafına gidip dünyanın her tarafında gözlerden uzak tutabilirsiniz. Dolayısıyla şu anda yatırımcı açısından en cazip yönü de bu. Tabi şunu söylemek lazım Bitcoin’i para birimi olarak adlandıranlar da var. Bitcoin’in temelde girdiği sınıf kripto para. Dolayısıyla kripto paralar dijital para birimleri olarak kabul edebiliriz daha çatı bir kavram ile. Ama Bitcoin şu anda bir değiş tokuş aracı olarak kullanılmaktan çok öte bir istikrar ve oynaklık sergiliyor. O yüzden de bir kıyaslama bir istikrar aracı olarak kullanılmıyor. Ama mesela kripto paralar içinde Tether gibi kripto paralar var. Bunlar para birimi olarak da kullanılabiliyor. Mesela Bitcoin Cash de bir para birimi olarak kullanılmaya ve alışverişte kullanılabilecek şekilde hızlı bir şekilde değer transferi ya da değiş tokuş yapmaya müsait bir yapıda. Ama Bitcoin için henüz bunu söylemekten uzağız ve giderek uzaklaşıyoruz.

Dolayısıyla paranın bu üç temel fonksiyonundan kıyaslama birimi olması, değiş tokuş aracı olması gerçekleşmiyor. Bitcoin’in değer saklama vasfı çok ağırlıklı gidiyor. Çok ağırlıklı gittiği için de dijital altına doğru yol alıyor. Dijital altına doğru yol aldıkça insanlar buna yatırım yapıyor, insanlar buna yatırım yaptıkça altın nasıl rezerv rezerv yükseliyorsa bu da aynı şekilde rezerv rezerv yükseliyor.

2- BİTCOİN’N GELECEĞİ İLE İLGİLİ PEK ÇOK SENARYO VAR. BİTCOİN’İ İNSANLARIN YATIRIM YAPTIĞI SÜRECE VAR OLMAYA DEVAM EDEN BİR PARA BİRİMİ OLARAK NİTELENDİREBİLİR MİYİZ?

Bitcoin’i değerlendirirken geleneksel finansçılar hep lale soğanı çılgınlığı, dot com krizi, Hunt kardeşlerin manipülasyonları gibi finansal balonlara benzetiyorlar. Ama Bitcoin’in nasıl bir balon olarak sınıflandırmamız gerekirse altın balonu ya da dolar yatırım balonu gibi sınıflayabiliriz diyorum. Mesela altın balonu var mı acaba dünyada onu tartışalım. Çünkü altın dediğimiz şey o parlaklığı üzerinden bir güven atfedilen dünyanın ilk para birimi olmuş bir şey. Şimdi 21’inci yüzyılda artık dijital ortamda bütün bu varlıkların hepsi yeniden değerlendirildiği bir ortamda artık yeni bir altın yeni bir değer saklama aracı tasarlamak gerekiyor.

Buna baktığımızda Bitcoin aslında buna ilk çözüm ve en akılcı, en ekonomik, en hızlı, en güvenli ve en aracısız çözümü getiren kripto protokol olarak karşımızda. Bitcoin’i aslında akademik olarak dijital finansal ağ protokolü olarak tanımlamak lazım ve dünyada finansın belli kurallar ile o değiş tokuşun, değer saklamanın belli kurallar ile yapıldığı bir protokol.

Bu protokolun maddeleri kağıda yazılmamış, bir koda yazılmış ve o kod üzerinden bir sunucuya konmuş ondan sonra onu kabul edenler ona güvenenler bu sayıyı artırmışlar, bir sürü sunucunun üzerine konulmuş şu anda dünyada 15 bin tane sunucunun üzerinde bu protokol var ve bu protokolun açık defterleri aynı saniyede güncellenerek aslında işte blockchain defter dediğimiz bir mantık ile üç tane hakem tarafından teyit ediliyor ve sonra aynı anda o 15 bin tane deftere yazılıyor. Dolayısıyla burada güven, aracısızlık, madencilik olarak bu işin üretiminden işlemlerin ucuz olması, güvenli olması bunların hepsinin altında bu yatıyor.

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat
3- PEKİ BU İŞİN SINIRI NEREDE?

Bitcoin bir sanal para değildir sanal para bankadaki paradır. Çünkü karşılığındaki teminat aslında bankada yoktur ama Bitcoin’de her üretilen şeyin orada karşılığı vardır ve o karşılık sonucunda da buna belli bir değer verilir, bu değer verilmesi sonucunda da Bitcoin’in şöyle bir sınırı olabilir dünyadaki dolar ya da varlık alım satım dinamikleri ne zaman Bitcoin’i karşılamaz hale gelirse o zaman işte bu Hunt kardeşlerin manipülasyonu gibi bir şey olur. Ama 21’inci yüzyılda yaşadığımızı unutuyoruz maalesef 21’inci yüzyılda yaşamanın en önemli şeyi şu paradigma değişince artık dolar da değişir yerine Bitcoin ya da kripto para olarak US Coin gelir o zaman anca değişime uğrar.

4- DEVLETLERİN BİTCOİN’E YAKLAŞIMI NASIL? YENİ SİSTEM İLE MÜCADELE Mİ EDECEKLER YOKSA SİSTEME ENTEGRE Mİ OLACAKLAR?

Devletler şu anda Bitcoin’den anlamadıkları için zaten ona karşı bir çözüm geliştiremiyorlar. Ama şunu gördüler bu işi yasaklarlarsa patlayacak yani patlayacaktan kastım tam anlamıyla herkese yayılacak o yüzden de şu anda dokunmamayı tercih ediyorlar. Ama bir yandan da bugün itibariyle yaklaşık 350 – 400 milyar dolar arası bir para ki bunun yarısı Bitcoin’e yatırılıyor. Giderek kağıt para ya da fiziksel varlıklardan kaçıp dijital varlıklara doğru bir akın geliyor bu Bitcoin ve kripto paraların korkunç yükselmesi ile. Bu da devletlerin para politikalarını, vergi ya da enflasyon üzerinden aldıkları şeyi zayıflatıyor. Şimdi bundan korkan devletler hep Bitcoin’e karşı yasakçı davranıyor. İşte Çin, Rusya bunu yapmaya çalıştı. Ancak onların genç kuşağı bunun fırsatlarından söz ettikçe geri adım atıyorlar. Bu arada bizim medyanın fikir takibine de bayılıyorum Çin mesela yasaklıyor, her üç ayda bir Çin yasakladı diye haber çıkar bizim medyada. Fakat onun sonradan fikir takibini yapmadıkları için aslında orada ya geri adımlar atılıyor ya da düzenlemeler yapılıyor. Rusya’da da aynı şey oldu. Kripto paraları yasakladı merkez bankası sonra Kremlin’in web sitesinden Putin açıklama yapmak zorunda kaldı “Hayır biz bu sistemleri destekliyoruz. Tam tersine buradan gelecek yabancı sermaye ile Rus gençleri buluşturmayı hedefliyoruz” diye.

İyi devlet bu 21’inci yüzyıl ekonomik ilişkilerinden iyi anlayıp buradaki kripto para, sadece devlet kripto parası değil dışarıda oluşan bağımsız kripto paralar artı önümüzdeki dönemde oluşacak kurumsal kripto paralardan vergi ya da enflasyon yaratmayı bilen devlet anlamına geliyor. Devletin biraz bu Bitcoin ya da kripto paralar konusunda çalışıp aslında buradan nasıl faydalanacağını nasıl bunlardan gelir toplayabileceğini, nasıl ticareti yeniden şekillendireceğini bulması lazım. Ama maalesef dünya devletlerinin genel olarak yöneticileri orta yaş ve üstü kuşak olduğu için “Aman Bitcoin’den bana ne” tarzı bir yaklaşım içindeler. Mesela Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi iki hafta önce bir açıklama yaptı “Kripto paralar şu anda dünya piyasasını tehdit edecek önemde değil” diye. Draghi konuştuğundan beri Bitcoin belki iki katına çıktı. Sene sonuna kadar 300 milyar dolar olması düşünülüyordu şu anda aralık ayının ortası gelmeden 400 milyar dolara geliyor. Ben iki hafta önce bir panelde konuşurken “Sene sonu 300 milyar dolar, bir sonraki sene 1 trilyon dolar ne yapacaksınız?” demiştim 1 trilyon doları bir dahaki senenin sonu olmadan bulacak galiba kripto para piyasası. Dolayısıyla artık buradan ilerlemeci, refahçı ve bolluk toplumu nasıl yaratılır buna kafa yormaları lazım. Hani bununla hasım olarak bankalar ile ya da finans dünyası ile işbirliği yaparak “nasıl alt ederiz” diye değil tam tersine hareket etmek lazım. Mesela bankalarda da şöyle bir şey var “Biz Bitcoin’e değil, blockchain”e odaklanıyoruz” hayatımda duyduğum en saçma laf. Başta JP Morgan CEO’su olmak üzere bir sürü insanın seslendirdiği bir şey bu.

Bugün Iota diye bir kripto para geliyor ‘next generation blockchain‘ diye blockchain ile hiç alakası yok, blockchain kullanmıyor ve nesnelerin interneti ile ilgili yepyeni bir kripto para düzenini konuşuyor. Dolayısıyla teknolojiye değil o işin yarattığı kültüre, ekosisteme, ticaret mantığına, iş modeline odaklanmak lazım. İşte devlet, banklar, finans sektörü de buna odaklanırsa ancak Bitcoin onlar adına bir tehlike olmaz. O balon karşısında kendi balonları patlayıpta herkes oraya doğru koşmaz.

5- BİTCOİN’İN MUCİDİYLE İLGİLİ PEK ÇOK KİŞİNİN ADI ORTAYA ATILDI. EN SON ADI GEÇEN KİŞİ ELON MUSK. SİZİN BU KONU HAKKINDA BİR TEORİNİZ VAR MI? BİTCOİN’İ KİM NEDEN YARATMAK İSTEDİ?

Banking on Bitcoin diye bir belgesel var. Bu belgeselde Bitcoin’in ilk çıkışında çok önemli bir akım var: Cypher Punk. Bu çyber Punk akımının aslında 1960’lardaki Hippi’lerin 21’inci yüzyıldaki dijital versiyonu olarak niteliyebiliriz. Aslında Bitcoin ve kripto paraların temellerinin bu Cypher Punk akımın göre 1990’larda atıldığını görüyoruz. İşte dünydaki ekonomik sistemin, vahşi Kapitalist sistemin yarattığı eşiksizliğe ya da toplumlarda yarattiğı olumsuz etkiye bakarak aslında onlar biraz daha demokratik, paranın belli tekellerde toplanmayıp daha dağıtık bir mantık içinde yapılmasını, dijital ortamda yapılmasını öngören çalışmalar yapıyorlar Cyper Punk’lar.

Bu Cypher Punk’ların içinde Nick Szabo ve Gavin Andersen gibi çok önemli öncüler var. Bunların bir kısmı kripto şifreleme mantığını biliyor, bir kısmı matematik biliyor, bir kısmı finans biliyor, bir kısmı software biliyor. Kendi aralarında çok inter disipliner gruplar oluşturuyorlar. 1990’lardan itibaren yapılan çalışmalara baktığımızda mesela Nick Szabo’nun Bit Gold isimli bir konsepti var. O konsept aslında Bitcoin’in ilk halini yansıtıyor. Gavin Andersen’ın da çalışmaları var.

Muhtemelen Satoshi Nakamoto bu grubun hepsinin birden ortak isim verip onun üzerinden konuştukları bir isim. Çünkü Satoshi Nakamoto bu makaleyi yayınlayıp (o makalede Cypher Punk’ların ismi geçmiyor) bir mail grubuna koyuyor ve ondan sonra bu grup bir anda o kodlanmış finansal protokolü kendi sunucularında yaymaya başlıyor. Şimdi benim öngörüm şu Satoshi Nakamoto ya Hal Finney ya Nick Szabo ya da bütün bunların Gavin Andersen dahil bu çalışmaya verdikleri nick’in adı. Şunu hiçbir zaman için bilemeyeceğiz Hal Finney maalesef alzheimer olarak birkaç sene önce hayata gözlerini yumdu. O yüzden belki de Hal Finney’in kendisi Satoshi Nakamoto. Nick Szabo bu konuda konuşmuyor. Şu anda akademisyen olarak kariyerine devam ediyor.

Gavin Andersen ise şuanda Bitcoin Cash’e geçti. Bu denenle Satoshi Nakamoto’nun kim olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ama kim olmadığını söyleyebiliriz. Elon Musk değil, Craig Wright değil. Bir de şöyle bir dipnot vereyim aslında Satoshi Nakamoto diye birisi yaşıyor ama Hal Finney’in evinin birkaç blok ötesinde Japonya’dan göç etmiş bir ABD’li. Muhtemelen Hal Finney ya da arkadaşları bu adı gördüler beğendiler bu yazdıkları makalenin ismine verdiler.


ntv.com.tr /