Kategori arşivi: Bitcoin

”Eğer Bitcoin Balonsa Patlamak Üzere”

Bitcoin’e şüpheci yaklaşan bazı ekonomist ve analistler kripto para piyasasının şu anki durumunu 17. asırda, Hollanda altın çağı sırasında yaşanan lale çılgınlığına benzetiyor. Ancak Bitcoin’in durumunun o kadar basit olmadığını söyleyebiliriz.

Lale çılgınlığı döneminde o dönemde lalelerin yoğun ilgi görmesi ile lale soğanı fiyatı aşırı yükselmişti ve ardından çok sert bir düşüş yaşanmıştı. Yapılan sözleşmeler tüccarları zarara uğrattı. Bazıları lalelerin iyi görünüp bir işe yaramamasını Bitcoin’e benzetiyor ve Bitcoin’i 21. asrın lale balonu olarak tanımlıyor.

Bitcoin balon mu, yeni global para birimi mi?

ABD’li ekonomist Hyman Minsky’nin teorileri 2008’de yaşanan emlak balonu sırasında sıkça gündeme gelmişti. Market Watch’a göre Minsky balonları beş aşamaya ayırıyor: Yer değiştirme, patlama, coşku, kar çekme ve panik. Bu çerçevede San Francisco federal bankası danışmanı Joost van der Burgt, Bitcoin’in ‘’kar elde etme’’ aşamasında olduğunu ve henüz paniğin başlamadığını ancak yakın zamanda başlayacağını ifade etti.

Geçmişe bakarak Burgt ‘’yer değiştirme’’ evresinin 2008 ile 2013 arasında yaşandığını belirtti. Çünkü Bitcoin 2013’e kadar 100 doların üzerine hiç çıkmamıştı. Patlama evresi fiyatın yavaş yavaş yükselmesinin ardından bir anda hız kazanmasını betimliyor. Bu aşamada birçok şirket ve bireysel yatırımcı fırsatı kaçırma korkusuna (FOMO) kapılıyor. Şirketler bu durumda Blockchain teknolojisini kullanmasalar bile yatırımcının ilgisi sadece Blockchain kelimesi eklenerek çekmeye çalıştı ve kısmen başaran şirketler oldu.

Steven Seagal ve Floyd Mayweather gibi ünlüler kripto para reklamı yaptı. Ne yazık ki ünlülerin kullanan birçok şirket dolandırıcılık yaptıkları iddialarıyla kapatıldı.

Burgt bugünkü durumu hoşnutluk, coşkulu olma anlamına gelen ‘’euphoric’’ aşaması olduğunu ve 2008’e çok benzer olayların yaşandığını belirtti:

Euphoria aşamasında yatırımcılar ödünç para alarak yatırım yaparlar. Yapılan bir araştırmaya göre aktif Bitcoin yatırımcılarının %18’i Bitcoin’i kredi kartı ile aldı ve bu grubun %22’si kredi kartı borçlarını ödeyemedi.

Şimdiyse Burgt’a göre 2017 Aralık ayından bu yana Bitcoin yarı yarıya değer kaybettiği ve kar elde edenler paralarını çektikleri için ‘’kar çekme’’ evresinde bulunuyoruz. Bu da balonun patlaması için sadece panik evresinin geriye kaldığını gösteriyor ve eninde sonunda Bitcoin fiyatının çakılacağına işaret ediyor.

Burgt yanılabiliyor olabileceğini de dile getirdi:

Balonlarla benzerlik gösterse de Bitcoin daha önceden gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyor. Belki de bundan 10 yıl sonra piyasa değeri çok daha yükseklerde olacak ve global bir para birimi haline gelecek. Tahmin edebilmek gerçekten zor.


Kaynak: Newsbtc

2014’te Bitcoin ve Altcoin Piyasaları Nasıldı?

Coinmarketcap’e göre an itibariyle faaliyet gösteren kripto paraların sayısı 1640. Peki bu kripto paraların akıbeti gelecekte ne olacak? 1 Haziran 2014’teki piyasa verileriyle bugünkü verileri kıyasladığımızda ilginç sonuçlarla karşılaşıyoruz. Şimdi sizi 4 yıl öncesine bir zaman yolculuğuna çıkaracağız…

Haziran 2014’ten alınmış bu listedeki altcoin’ler henüz ilk gelişim dönemlerini geçiriyordu. Öyle ki listedeki 10 kripto paradan 6’sı son 12 ay içinde piyasaya sürülmüştü. Altcoin’lerin bir kısmı o tarihten beri dolar karşısında değer kazanırken, bazıları büyük kayıplar yaşadı.

BTC yıllar boyu liderlik tahtını hiç kaybetmeden yoluna devam etti. Görselde de görüldüğü üzere 1 Haziran 2014 itibariyle 640 dolardan işlem gören Bitcoin’in piyasa değeri 8,2 milyar dolar. Bu yazının yazıldığı sırada Bitcoin 7647 dolardan işlem görüyor ve 130 milyon dolarlık piyasa değerine sahip. Bu, Bitcoin’in dört yılda %1000’in üzerinde değer kazandığı anlamına geliyor.

Altcoin’lerin BTC karşısında değer kaybetmesi

O zamanki top 10’dan yalnızca 2 altcoin listede kalabilmiş: Litecoin ve Ripple. Önde gelen altcoin’lerin de çoğunun BTC karşısında değer kaybettiği görülüyor.

11,10 dolardan işlem gören Litecoin o zamanlar toplamda 320,5 milyon dolar değerindeydi. Hala top 10’da yer alan Litecoin yaklaşık 7 milyar dolar piyasa değeriyle listenin 6. sırasında yer alıyor ve 123 dolardan işlem görüyor. Bu, neredeyse %1000’lük bir değer artışına tekabül ediyor. Bu etkileyici artışa rağmen LTC 0.0175 BTC’den 0.0161 BTC’ye düşerek Bitcoin karşısında %9 değer kaybetmiş.

2014’te listenin 3. sırasında NXT vardı. 0.057 dolardan işlem gören NXT 57 milyon dolar piyasa değerine sahipti. NXT bu yazının hazırlandığı sırada 0,147 dolardan işlem görüyor ve 147 milyon dolarla en değerli 98. kripto para. Dolara karşı %131,5 değerlenen NXT 8802 satoshi’den 1931’e düşerek BTC’ye karşı %80’e yakın değer kaybetti.

O zamanlar yalnızca 4 buçuk aylık olan Dash 50 milyon dolarlık değeriyle listenin 4. sırasındaydı. Dash günümüzde 320 dolardan işlem görüyor ve 2,6 milyon dolarlık piyasa değeriyle listenin 13. sırasında kendine yer buluyor. Dash BTC karşısında değer kazanan top 10’daki 2 altcoin’den biri. Dash BTC’ye karşı %130 değer kazandı.

O zamanlar listenin 5. sırasındaki Peercoin şimdi 211. sırada. Proof-of-stake algoritmasını ilk kullanan kripto para Peercoin’in piyasa değerinde küçük bir artış görülüyor. Diğer yandan PPC’nin hem dolar hem BTC karşısında değer kaybettiği görülüyor. 2,02 dolar ve 0,0032 BTC değerleri sırasıyla 1,95 ve 0.00025’e düştü.

O zamanki sıralamasını artıran tek kripto para XRP. 2014’te 31,7 milyon dolar olan Ripple değeri bugün 25,2 milyar dolar. Ripple aynı zamanda hem dolar hem de BTC karşısında rekor artışlar gösterdi. O zamanki 0,004 dolarlık Ripple fiyatı şu sıralar 0,64 dolar. Bu, %15.250’lik bir artış demek. O zamanlar 615 satoshi’ye tekabül eden XRP yaklaşık %1200 artışla 8418 satoshi’ye yükseldi.

Haziran 2014’te listenin 7. sırasındaki Dogecoin’in toplam değeri 28 milyon dolardı. Yazının hazırlandığı sırada 47. sırada kendine yer bulan Dogecoin’in piyasa değeri 408 milyon dolar. 2014’teki 0.000349 dolarlık DOGE fiyatı %875’lik artışla 0.0035 dolar oldu. BTC’ye karşı ise ufak bir kayıp mevcut: DOGE 2014’te 55 satoshi’yken şimdi 47 satoshi.

5 kripto paranın %90 erimesi

4 yıl önce Namecoin 21,1 milyon dolarlık piyasa değeriyle 8. sırada yer alıyordu. Namecoin şu anda 25,37 milyon dolarlık değerle 319. sırada. Tahmin edeceğiniz üzere NMC hem USD hem de BTC karşısında değer kaybetti. 2,37 dolarken 1,72 dolara; 0.0036 BTC iken 0.00023 BTC’ye düştü.

Listenin 9. sırasındaki Blackcoin’in 19 milyonluk piyasa değeri 15,9 milyon dolara, sıralaması ise 391’e düştü. BLK değeri 0,256 dolardan 0,212 dolara geriledi. BTC kurundaki düşüş ise oldukça sert. 42 bin satoshi değerindeki BLK artık 2785 satoshi değerinde.

10. sırada yer alan Omni’ye baktığımızda, 13,6 milyon doların çok küçük bir artışla 13,8 milyon dolara çıktığını görüyoruz. Omni bugün listenin 425. sırasında ve 22,6 dolardan 25,49 dolara çıktı. Ancak BTC karşısında %90’lık bir değer kaybı yaşadı.

Son olarak listenin 11. sırasındaki Bitshares PTS’nin hazin öyküsüne değinelim. PTS 4 yıl önce 4,59 dolardan (742 bin satoshi) işlem görüyordu ve 7,5 milyon dolarlık piyasa değerine sahipti. Bitshares PTS artık resmen ölü bir kripto para. Coinmarketcap’e göre en son PTS işlemi 7 Eylül 2016’da yapılmış. 742 bin satoshi 27’ye, 4,59 dolarlık değer ise 0.000165’e düşmüş. Web sitesi satılığa çıkarılmış olan Bitshares PTS şu an hiçbir borsada listelenmiyor.


Kaynak: Bitcoin.com

“Bankalar, kripto paraya düşündüğünüzden daha erken gelecek”

JPMorgan’ın Blockchain operasyonlarının eski başkanı Amber Baldet, bankaların kripto para birimlerinde düşünülenden daha erken ticarete başlayacağını söyledi.

CNBC’ye konuşan Amber Baldet, “Dijital para ticareti yapan bankalar, insanların düşündüğünden daha erken gelecek.” dedi ve sözlerinin devamında yasal ve düzenleyici çerçevenin zorluğuna dikkat çekti.

Yatırımcıların kripto para piyasasına olan ilgisine karşın bankalar geçen yıl sektörden uzak kaldılar. Kripto paralar, genel anlamda yalnızca son birkaç ay içinde finans sektörünün dikkatini çekmeye başladı.

Bu ayın başlarında Goldman Sachs destekli Circle, ABD Doları’nın kripto para sürümünü duyurdu. Ayrıca banka, dijital para birimlerini kendi platformlarında kullanmayı düşünmeye başladı ancak Baldet’ye göre emanet çözümleri hala büyük bir sorun.

Baldet, geçtiğimiz Nisan ayında JPMorgan’dan ayrıldığını açlıkladığında çoğu kişi önümüzdeki dönemde ne yapacağını merak etmeye başlamıştı. Fortune’un “40 Under 40” listesinde yer alan Baldet, yeni bir startup başlattı. Baldet’nin Clovyr adını verdiği startup, Blockchain üzerine inşa edilen projeler için bir uygulama mağasına benzer bir yapı oluşturmayı planlıyor.

Bu konuyla ilgili olarak Baldet, “Şu anda Blockchain dünyasında neler olduğunu keşfetmenin bir yolu yok, uygulamaları bulmak için bir Google bulunmuyor. Projenin uygulamaları keşfetme kabiliyeti faydalı ancak bunları inşa etme kabiliyeti de var.” dedi.

Bankaların ve diğer büyük finansal kurumların son dönemdeki hamlelerine bakıldığında Baldet’ye hak verilebilir. Geçtiğimiz günlerde CEO’sunun sıklıkla Bitcoin ve kripto paraları kötülediği JPMorgan, kripto varlıkları stratejisine başkanlık etmesi için 29 yaşındaki bir kişiyi işe aldı. Dünyanın en büyük borsası New York Borsası’nın ana şirketi Intercontinental Exchange, bir Bitcoin borsası geliştirdiğini bildirdi. Ayrıca Nasdaq’ın CEO’su, Nasdaq’ın ileride bir kripto para borsası olmayı düşünebileceğini açıkladı.

“Ethereum 2018’de Bitcoin’i Geçecek”

Bitcoin Cash’in yılmaz savunucusu Roger Ver BCH’nin bir gün BTC’yi geçip dünyanın en değerli kripto parası olacağını düşünüyor. Ancak Ver’e göre bu olay gerçekleşmeden önce Ethereum Bitcoin’i geçecek.

“Bitcoin’in İsası” lakaplı Ver The Independent’a verdiği röportajda, teknolojik olarak daha üstün Ethereum ve Bitcoin Cash gibi kripto paraların bitcoin’i değer bakımından geride bırakacağını kaydetti. Ver ETH’nin yıl sonuna kadar; BCH’nin de 2020’ye kadar BTC’yi geçeceğini öngörüyor. Kripto para analistleri bu gelişme için “Flippening” ifadesini kullanıyor. Flippening bir madeni paranın (coin) ters çevrilmesi olarak Türkçeye çevrilebilir.

Roger Ver öngörüsüne sebep olarak Bitcoin’deki yavaş işlem sürelerini ve yüksek işlemlerini gösterdi. Bitcoin’den sonra 1500’ün üzerinde kripto paranın yaratıldığına dikkat çeken Ver, bu kripto paraların Bitcoin’in kısıtlamalarına çözüm getirmeye çalıştığını belirtti.

“BCH, herkesin 2009’dan 2017’ye kadar aşık olup kullandığı Bitcoin’le aynı. Sahip olduğu ekonomik kod BTC’yi tüm dünyada fenomen haline getirdi. Gelecekte bu formül BCH için de işleyeceğinden ve BCH’nin kullanım, popülarite ve piyasa değeri bakımından BTC’yi yakın gelecekte geçeceğinden eminim.”

Ver geçtiğimiz ay 2 kattan fazla değerlenen BCH’nin değerinin büyük yatırımcıların ilgisi sebebiyle önümüzdeki hafta ikiye katlanabileceğini sözlerine ekliyor.

Kripto para uzmanlarının hepsinin Ver’in sözlerine katıldığını söylemek zor. Örneğin eski Skype COO’su Michael Jackson Bitcoin’in zamanla açıklarını kapayacağını düşünüyor. Bitcoin’in ölçeklendirme sorunu için birçok çözümün arandığını kaydeden Jackson BTC’nin şu ana kadarki en iyi kripto para olduğunu düşünüyor.

Öte yandan kripto para piyasalarında kan gövdeyi götürüyor. Son 24 saatte BTC 8400 doların, ETH 700 doların, BCH ise 1400 doların altını gördü. Düşüşe Mt. Gox’un yaptığı satışın sebep olduğu düşünülüyor.


Kaynak: CCN.com

Doların Gerçek Olduğunu Mu Zannediyorsun? Kripto Para 101

Bitcoin’i bir hayal ürünü ya da çoğumuzun haberdar olduğu kitlesel bir sanrı olarak tasvir edebiliriz. Hatta onu siber alanda bulunan rakamlara, bir çeşit seraba ya da her an patlamaya hazır bir sabun baloncuğuna dahi benzetebilmemiz mümkün. İşin daha da ilginç yanı ise lider kripto para birimi Bitcoin’in onu satın alan kullanıcıların inancından başka hiçbir şeye dayanmıyor olması. İnanabiliyor musunuz? Bunların hepsi gerçek…

İnanılması daha kolay olan bir şey var ki o da ABD dolarının yukarıda bahsedilenle aynı doğrultuda bir yanılgıdan ibaret olduğu gerçeği. Tüm dünyada oldukça yaygın bir şekilde kullanılan para birimi doların da tıpkı Bitcoin gibi siber alanda bulunan rakamlardan oluştuğunu söyleyebiliriz. Ancak Bitcoin’e kıyasla doları banknot ya da madeni para şeklinde saklayabilmek mümkün. Gerçek şu ki banknotlarla ya da madeni paralarla temsil edilen para birimi dolar da onu bir ödeme yöntemi olarak kabul eden kişilerin inancından başka hiçbir şeye dayanmıyor. Ancak doların bu durumunu Bitcoin’in durumundan farklılaştıran bir gerçeğin olduğunu görüyoruz. Buna göre doların bir hayal ürünü olduğuna yönelik duyulan inanç Bitcoin’in durumuyla ilişkilendirilen inanca oranla çok daha kuvvetli ve yaygın.

James Surowiecki tarafından 2012 yılında yayınlanan bir rapora göre tedavüldeki ABD dolarlarının neredeyse tamamı başka bir deyişle yüzde doksana yakını Bitcoin gibi soyut bir şekilde işlev görüyor. Dünyadaki doların büyük bir çoğunluğu fiziksel bir materyalle temsil edilmiyor. Surowiecki’nin raporunda bu konuya ilişkin şu ifadelere yer veriliyor:

ABD para arzının aşağı yukarı yüzde onu başka bir deyişle 10 trilyon doların yaklaşık 1 trilyon doları banknot ya da madeni para biçiminde bulunuyor.

Küresel finansal sistemin olmazsa olmazı konumundaki bankaları her istedikleri zaman daha fazla dolar üretmekten alıkoyabilecek herhangi bir şey bulunmadığından raporda geçen rakamlar zamanla farklılık gösterebilir. Buna göre ABD’nin para arzının 2017 yılında toplam 13.7 trilyona ulaştığını söyleyebiliriz.

ABD doları dünyanın hemen her yerinde kullanılabilen bir tür “itibari” para birimi şeklinde ifade edilebilir. Para tarih boyunca daima itibar edilen bir değer oldu. Öyle ki dünyadaki ulusların liderlerinin para bastırma ve böylece itibar görme arzusu tarihin çok eski devirlerine kadar uzanıyor. Ancak herkesin bildiği üzere günümüzde sebepsiz yere para basmak ekonomide bir enflasyonun meydana gelmesi sonucunu doğuruyor. Öyle ki 1959 yılından günümüze bir doların satın alma gücünün giderek 12 cent’in altına indi.

Başlatıldığı tarihten itibaren yoluna sağlam adımlar atarak devam eden Bitcoin blockchain’i tarih boyunca karşılaşılan bu tür sorunların üstesinden gelebilecek bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Yirmi bir milyon adet Bitcoin’in üretimi tamamlandığında, ki bu üretim sürecinin 2140 yılına dek süreceği öngörülüyor, sistem daha fazlasını üretmeyeceği için az önce bahsettiğimiz enflasyon sorunu ortadan kalkıyor.

Bitcoin vs Para

Dolandırıcılar ve hırsızlar çıkar elde etmek amacıyla sürekli birtakım yollara başvuruyorlar. Bu tür kötü niyetli kişiler kimi zaman parasal sistemleri kimi zaman ise değer saklama araçlarını hedef olarak belirliyorlar. İşte tarih boyunca gerçekleştirilen çeşitli dolandırıcılık ve hırsızlık faaliyetlerinden bazıları: Panama ve Paradise Papers sahtekarlığı, Bernard Cornfeld olayı,  London Whale olayı, Boston’da bulunan Gardner Müzesi soygunu, Mt. Gox, DAO ve Tether soygunları.. Uzayıp giden listedeki olaylarda hedeflenen şeyin değer saklama araçlarını bir şekilde ele geçirmek olduğunu görüyoruz. Bu amaçlarına ulaşmak isteyen dolandırıcılar ya da soyguncular çeşitli yöntemlere başvuruyorlar. Ancak tüm bu olaylara rağmen insanlar parasal sistemlere olan inançlarını kaybetmiyorlar.

ABD doları ile kripto paralar arasında birkaç köklü farklılık bulunuyor. Örneğin Bitcoin sisteminde gerçekleştirilen işlemler değiştirilemeyen bir dijital defterde kaydediliyor. Bu defter paranın durumunda olduğu gibi yalnızca bankaların ya da devletlerin otoritesine dayanmıyor aynı zamanda herkesin ücretsizce katılabileceği halka açık bir bilgisayar ağından da kontrol edilebiliyor. Üstelik en nihayetinde oluşacak toplam Bitcoin arzının sabitlenmiş bir durumda olduğunu az evvel belirtmiştik. Bununla birlikte kripto paralarla geleneksel nakit paranın imzasızlık özelliği açısından da farklılık gösterdiği ifade edilebilir.

Paranın değeri

“Para” kavramını bir hayal ürünü ya da kitlesel bir sanrı olarak nitelendirmek oldukça mümkün görünüyor. Para kazanmak için sıkı bir şekilde çalışıyorsunuz, kazanıp biriktiriyorsunuz, bir süre saklıyorsunuz ama en nihayetinde sahip olduğunuz tek şeyin sembolik bir güç olduğu gerçeğinin farkına varıyorsunuz. Aslında belirli bir perspektiften bakıldığında bu düşünce kulağa hoş gelebiliyor.

Çoğumuzun “değer” kavramına yönelik sahip olduğu algı; yeşile boyanmış bir kağıt parçası, altın paralar, ether token ya da madeni para seçeneklerinden biri ya da birileri üzerine kurulu diyebiliriz. Bu ortak değer algısının belirli ve değişmez bir karşılığı bulunmuyor. Yani bütün paraların yahut bütün değer saklama araçlarının sahip oldukları değer sabit bir şekilde ifade edilemiyor ve bu değerler soyut niteliklere sahip. Ancak para herkese hitap eden bir değer şeklinde ifade edilebilir.

Herkes için geçerli kabul edilen ortak bir değer olarak tanımladığımız paranın sahip olduğu değerin de sabit olmadığını, birtakım olaylar karşısında değişkenlik gösterdiğini söyleyebiliriz. Örneğin bir doğal afet sonucunda meydana gelen şartalara göre insanlar bir şişe su için normalde asla ödemeyecekleri bir miktarı ödeyebilirler. Peki doların değeri nedir?

Bitcoin gibi kripto paralara ve onlara olanak sağlayan Blockchain teknolojisine karşı öne sürülen argümanların tamamı şu gerçeği göz ardı ediyor: “Paranın sahip olduğu geçici ve hassas yapılı değer”. Paranın gerçek, katı ya da bir şeye dayanan bir yapıya sahip olduğunu düşünen herhangi birisi kripto paraların ne demek olduğunun farkına kolay kolay varamaz. Bir para biriminin herhangi bir şeye dayandığını düşünen ve istikrarları daima belirsiz olan kurumlara güven duygusu besleyen kişileri de bu gruba dahil edebiliriz. Bir ABD dolarının yalnızca insanların güven duygusuna ve ABD devletinin sağladığı krediye dayandığını daha önce ifade etmiştik. Peki bu tam olarak ne anlama geliyor?

Finansal istikrara erişememiş Yunanistan, Venezuela ve İspanya gibi ülkelerde meydana gelen talihsiz mali krizler kripto para piyasasında birtakım sıçrayışların yaşanmasına sebebiyet verdi. Kıbrıs hükümeti 2013 yılında yaşadığı bankacılık krizini ülke vatandaşlarının bankalara yatırdıkları fonlarından yüzde yedilik bir kesinti yaparak çözmeye kalkışınca bitcoin’in fiyatı fırlamıştı. Çünkü bu noktada çoğu Güney Avrupalı yatırımcı Bitcoin’in Kıbrıs bankalarına göre daha güvenilir bir değer saklama aracı olduğuna ikna olmuşlardı. Bu yaşananların ardından İspanya merkezli bankalarda da hareketli günler başladı.

Kripto paraların ezberleri bozması

Mevcut finansal kuruluşlar kusurlu bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyor ve yolsuzlukların meydana gelmesine adeta ortam hazırlıyor. Bitcoin henüz kullanıcılar için şimdiki anlamını taşımıyorken de bu durum böyleydi. Satoshi Nakamoto “genesis block” olarak adlandırılan ve bitcoin’e hayat veren bloğu başlatarak bir tarih yazdı ve bankalara adeta bir cevap verdi. Yola çıktığı tarihten itibaren birçok yoruma ve sert eleştiriye maruz kalan Bitcoin her şeye rağmen yoluna devam etti. Öte yandan Bitcoin geleneksel paraların ya da mevcut bankacılık sistemlerinin yerini alabilecek ve onları dijital anlamda temsil edebilecek daha iyi bir alternatif olarak yaratılmış politik bir proje şeklinde de yorumlandı.

Bitcoin de dahil olmak üzere bütün kripto paraların ardında bulunan teori dağıtık bilgisayar ağları tarafından tutulan kayıtların değiştirilemez olması üzerine kurulu. Böylece bir para biriminin güvenilirliği bir devletin yapabileceğinden çok daha iyi sağlanabiliyor. Kripto para tarihinde kaydedilen birkaç büyük olumsuz hadiseye rağmen Bitcoin’in dayandığı Blockchain sistemi son cümleyi kısmen kanıtlamayı şimdiden başardı. Başlangıcından günümüze dek toplamda bir milyon kadar Bitcoin çalındı. Öte yandan Bitcoin’in altında yatan hesaplama sistemi dağıtık defter teknolojisi şimdiye dek istikrarını hiç bozmadı ve değiştirilemezliğinden hiç ödün vermedi.

Bitcoin’in ilk zamanlarında meydana gelen çoğu soygun ve dolandırıcılık faaliyetleri akıllara “Sierra Madre Hazinesi” filmini getiriyor. Benzersiz bir drama olarak tanımlayabileceğimiz bu film 1920’li yıllarda ABD’de altın arayışı içerisindeki insanlar arasında peyda olan aç gözlülük ve yozlaşma konularını ele alıyor. Hızlı ve kolay bir şekilde zengin olma arzusunun insanları neredeyse çılgına çevirdiği yadsınamaz bir gerçek. Kimi zaman bu arzu insanları yasa dışı faaliyetlere yönlendirse de altının sahip olduğu değerin düşmesine asla sebep olamamış.

Bitcoin’in dağıtık defterinin şimdiye dek değişmezlik özelliğinden hiç ödün vermediğini ifade etmiştik. Bu durumun gerçekleşmesinin nedeni yalnızca sistemin dağıtık bir yapıya sahip olmasından ya da altyapısında akıllıca düzenlenmiş kriptografik koruyucuların bulunuşundan ileri gelmiyor. Dağıtık defteri bu denli güçlü ve bozulmaz hale getiren unsurlar arasında Bitcoin projesini en başından beri destekleyerek onu bu günlere getiren bireysel geliştiricilerin sağduyusu ve sorgulanamaz inancı da gösterilebilir.

Öte yandan kripto para kullanıcılarının soyulma riskini göze aldıklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Bilindiği üzere kripto paraların saklanması için güvenli bir cüzdan bulmak ya da kripto paralarla güvenli bir şekilde işlem yapabilmek bazen zannedilen kadar kolay olmayabiliyor. 2014 yılında yaşanılan ve 800 bin Bitcoin’in çalınmasıyla sonuçlanan Mt. Gox soygunu bütün ekosistemin olumsuz bir şekilde etkilenmesi sonucunu doğurmuştu. Bu olay gerçekleştiğinde halkın algısı Bitcoin’in hack’lendiği yönünde oluştu ancak hack’lenen şey yalnızca Mt. Gox borsasından ibaretti. Tıpkı Bangladeş merkez bankasının 63 milyon dolar değerindeki rezervinin geçtiğimiz yıl New York Federal Rezerv Bankası’ndan çalınması gibi.

Bitcoin’in bir dolandırıcılık olduğu söyleyenlerin ya da onun dark web temelli yasa dışı faaliyetlerde sıklıkla kullanıldığından bahsedenlerin iddialarına yeniden gelelim. Jamie Dimon’un CEO’luğunu yaptığı dev finansal kuruluş JP Morgan Chase’in konu olduğu yasa dışı faaliyetleri göz önüne alarak “finansal hizmet sektörünün bir dolandırıcılık” olduğunu söylememiz yanlış bir çıkarım olurdu. O halde dark web’de Bitcoin karşılığında yapıldığı iddia edilen faaliyetleri de bu doğrultuda değerlendirmemiz gerekiyor. Üstelik dünyadaki uyuşturucu sektörünün dolarla döndüğünü de göz ardı edemeyiz. O halde para yasa dışı bir kavram olarak nitelendirilebilir mi? Gerçek şu ki para kavramı doğası itibariyle “kirli” bir niteliğe sahip.

Uzun lafın kısası herhangi bir para biriminin istikrarlı hale getirilebilmesi için verilen savaş daima mağlubiyetle sonlandı. Çünkü insanoğlu her fırsat bulduğunda hile yapmaya meyletti ve sahip olduğu şansları daima yitirmesini bildi. Öyle ki gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerin para birimlerinin kazandığı istikrar dahi pamuk ipliğine bağlı. Başka bir deyişle kati bir istikrar söz konusu bile değil. Ancak görünüşe bakılırsa paranın “gerçek” bir şey olduğu yanılgısını muhafaza etme mücadelesi daima devam edecek.


Kaynak: Medium