Etiket arşivi: bitcoin

“Bankalar, kripto paraya düşündüğünüzden daha erken gelecek”

JPMorgan’ın Blockchain operasyonlarının eski başkanı Amber Baldet, bankaların kripto para birimlerinde düşünülenden daha erken ticarete başlayacağını söyledi.

CNBC’ye konuşan Amber Baldet, “Dijital para ticareti yapan bankalar, insanların düşündüğünden daha erken gelecek.” dedi ve sözlerinin devamında yasal ve düzenleyici çerçevenin zorluğuna dikkat çekti.

Yatırımcıların kripto para piyasasına olan ilgisine karşın bankalar geçen yıl sektörden uzak kaldılar. Kripto paralar, genel anlamda yalnızca son birkaç ay içinde finans sektörünün dikkatini çekmeye başladı.

Bu ayın başlarında Goldman Sachs destekli Circle, ABD Doları’nın kripto para sürümünü duyurdu. Ayrıca banka, dijital para birimlerini kendi platformlarında kullanmayı düşünmeye başladı ancak Baldet’ye göre emanet çözümleri hala büyük bir sorun.

Baldet, geçtiğimiz Nisan ayında JPMorgan’dan ayrıldığını açlıkladığında çoğu kişi önümüzdeki dönemde ne yapacağını merak etmeye başlamıştı. Fortune’un “40 Under 40” listesinde yer alan Baldet, yeni bir startup başlattı. Baldet’nin Clovyr adını verdiği startup, Blockchain üzerine inşa edilen projeler için bir uygulama mağasına benzer bir yapı oluşturmayı planlıyor.

Bu konuyla ilgili olarak Baldet, “Şu anda Blockchain dünyasında neler olduğunu keşfetmenin bir yolu yok, uygulamaları bulmak için bir Google bulunmuyor. Projenin uygulamaları keşfetme kabiliyeti faydalı ancak bunları inşa etme kabiliyeti de var.” dedi.

Bankaların ve diğer büyük finansal kurumların son dönemdeki hamlelerine bakıldığında Baldet’ye hak verilebilir. Geçtiğimiz günlerde CEO’sunun sıklıkla Bitcoin ve kripto paraları kötülediği JPMorgan, kripto varlıkları stratejisine başkanlık etmesi için 29 yaşındaki bir kişiyi işe aldı. Dünyanın en büyük borsası New York Borsası’nın ana şirketi Intercontinental Exchange, bir Bitcoin borsası geliştirdiğini bildirdi. Ayrıca Nasdaq’ın CEO’su, Nasdaq’ın ileride bir kripto para borsası olmayı düşünebileceğini açıkladı.

Doların Gerçek Olduğunu Mu Zannediyorsun? Kripto Para 101

Bitcoin’i bir hayal ürünü ya da çoğumuzun haberdar olduğu kitlesel bir sanrı olarak tasvir edebiliriz. Hatta onu siber alanda bulunan rakamlara, bir çeşit seraba ya da her an patlamaya hazır bir sabun baloncuğuna dahi benzetebilmemiz mümkün. İşin daha da ilginç yanı ise lider kripto para birimi Bitcoin’in onu satın alan kullanıcıların inancından başka hiçbir şeye dayanmıyor olması. İnanabiliyor musunuz? Bunların hepsi gerçek…

İnanılması daha kolay olan bir şey var ki o da ABD dolarının yukarıda bahsedilenle aynı doğrultuda bir yanılgıdan ibaret olduğu gerçeği. Tüm dünyada oldukça yaygın bir şekilde kullanılan para birimi doların da tıpkı Bitcoin gibi siber alanda bulunan rakamlardan oluştuğunu söyleyebiliriz. Ancak Bitcoin’e kıyasla doları banknot ya da madeni para şeklinde saklayabilmek mümkün. Gerçek şu ki banknotlarla ya da madeni paralarla temsil edilen para birimi dolar da onu bir ödeme yöntemi olarak kabul eden kişilerin inancından başka hiçbir şeye dayanmıyor. Ancak doların bu durumunu Bitcoin’in durumundan farklılaştıran bir gerçeğin olduğunu görüyoruz. Buna göre doların bir hayal ürünü olduğuna yönelik duyulan inanç Bitcoin’in durumuyla ilişkilendirilen inanca oranla çok daha kuvvetli ve yaygın.

James Surowiecki tarafından 2012 yılında yayınlanan bir rapora göre tedavüldeki ABD dolarlarının neredeyse tamamı başka bir deyişle yüzde doksana yakını Bitcoin gibi soyut bir şekilde işlev görüyor. Dünyadaki doların büyük bir çoğunluğu fiziksel bir materyalle temsil edilmiyor. Surowiecki’nin raporunda bu konuya ilişkin şu ifadelere yer veriliyor:

ABD para arzının aşağı yukarı yüzde onu başka bir deyişle 10 trilyon doların yaklaşık 1 trilyon doları banknot ya da madeni para biçiminde bulunuyor.

Küresel finansal sistemin olmazsa olmazı konumundaki bankaları her istedikleri zaman daha fazla dolar üretmekten alıkoyabilecek herhangi bir şey bulunmadığından raporda geçen rakamlar zamanla farklılık gösterebilir. Buna göre ABD’nin para arzının 2017 yılında toplam 13.7 trilyona ulaştığını söyleyebiliriz.

ABD doları dünyanın hemen her yerinde kullanılabilen bir tür “itibari” para birimi şeklinde ifade edilebilir. Para tarih boyunca daima itibar edilen bir değer oldu. Öyle ki dünyadaki ulusların liderlerinin para bastırma ve böylece itibar görme arzusu tarihin çok eski devirlerine kadar uzanıyor. Ancak herkesin bildiği üzere günümüzde sebepsiz yere para basmak ekonomide bir enflasyonun meydana gelmesi sonucunu doğuruyor. Öyle ki 1959 yılından günümüze bir doların satın alma gücünün giderek 12 cent’in altına indi.

Başlatıldığı tarihten itibaren yoluna sağlam adımlar atarak devam eden Bitcoin blockchain’i tarih boyunca karşılaşılan bu tür sorunların üstesinden gelebilecek bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Yirmi bir milyon adet Bitcoin’in üretimi tamamlandığında, ki bu üretim sürecinin 2140 yılına dek süreceği öngörülüyor, sistem daha fazlasını üretmeyeceği için az önce bahsettiğimiz enflasyon sorunu ortadan kalkıyor.

Bitcoin vs Para

Dolandırıcılar ve hırsızlar çıkar elde etmek amacıyla sürekli birtakım yollara başvuruyorlar. Bu tür kötü niyetli kişiler kimi zaman parasal sistemleri kimi zaman ise değer saklama araçlarını hedef olarak belirliyorlar. İşte tarih boyunca gerçekleştirilen çeşitli dolandırıcılık ve hırsızlık faaliyetlerinden bazıları: Panama ve Paradise Papers sahtekarlığı, Bernard Cornfeld olayı,  London Whale olayı, Boston’da bulunan Gardner Müzesi soygunu, Mt. Gox, DAO ve Tether soygunları.. Uzayıp giden listedeki olaylarda hedeflenen şeyin değer saklama araçlarını bir şekilde ele geçirmek olduğunu görüyoruz. Bu amaçlarına ulaşmak isteyen dolandırıcılar ya da soyguncular çeşitli yöntemlere başvuruyorlar. Ancak tüm bu olaylara rağmen insanlar parasal sistemlere olan inançlarını kaybetmiyorlar.

ABD doları ile kripto paralar arasında birkaç köklü farklılık bulunuyor. Örneğin Bitcoin sisteminde gerçekleştirilen işlemler değiştirilemeyen bir dijital defterde kaydediliyor. Bu defter paranın durumunda olduğu gibi yalnızca bankaların ya da devletlerin otoritesine dayanmıyor aynı zamanda herkesin ücretsizce katılabileceği halka açık bir bilgisayar ağından da kontrol edilebiliyor. Üstelik en nihayetinde oluşacak toplam Bitcoin arzının sabitlenmiş bir durumda olduğunu az evvel belirtmiştik. Bununla birlikte kripto paralarla geleneksel nakit paranın imzasızlık özelliği açısından da farklılık gösterdiği ifade edilebilir.

Paranın değeri

“Para” kavramını bir hayal ürünü ya da kitlesel bir sanrı olarak nitelendirmek oldukça mümkün görünüyor. Para kazanmak için sıkı bir şekilde çalışıyorsunuz, kazanıp biriktiriyorsunuz, bir süre saklıyorsunuz ama en nihayetinde sahip olduğunuz tek şeyin sembolik bir güç olduğu gerçeğinin farkına varıyorsunuz. Aslında belirli bir perspektiften bakıldığında bu düşünce kulağa hoş gelebiliyor.

Çoğumuzun “değer” kavramına yönelik sahip olduğu algı; yeşile boyanmış bir kağıt parçası, altın paralar, ether token ya da madeni para seçeneklerinden biri ya da birileri üzerine kurulu diyebiliriz. Bu ortak değer algısının belirli ve değişmez bir karşılığı bulunmuyor. Yani bütün paraların yahut bütün değer saklama araçlarının sahip oldukları değer sabit bir şekilde ifade edilemiyor ve bu değerler soyut niteliklere sahip. Ancak para herkese hitap eden bir değer şeklinde ifade edilebilir.

Herkes için geçerli kabul edilen ortak bir değer olarak tanımladığımız paranın sahip olduğu değerin de sabit olmadığını, birtakım olaylar karşısında değişkenlik gösterdiğini söyleyebiliriz. Örneğin bir doğal afet sonucunda meydana gelen şartalara göre insanlar bir şişe su için normalde asla ödemeyecekleri bir miktarı ödeyebilirler. Peki doların değeri nedir?

Bitcoin gibi kripto paralara ve onlara olanak sağlayan Blockchain teknolojisine karşı öne sürülen argümanların tamamı şu gerçeği göz ardı ediyor: “Paranın sahip olduğu geçici ve hassas yapılı değer”. Paranın gerçek, katı ya da bir şeye dayanan bir yapıya sahip olduğunu düşünen herhangi birisi kripto paraların ne demek olduğunun farkına kolay kolay varamaz. Bir para biriminin herhangi bir şeye dayandığını düşünen ve istikrarları daima belirsiz olan kurumlara güven duygusu besleyen kişileri de bu gruba dahil edebiliriz. Bir ABD dolarının yalnızca insanların güven duygusuna ve ABD devletinin sağladığı krediye dayandığını daha önce ifade etmiştik. Peki bu tam olarak ne anlama geliyor?

Finansal istikrara erişememiş Yunanistan, Venezuela ve İspanya gibi ülkelerde meydana gelen talihsiz mali krizler kripto para piyasasında birtakım sıçrayışların yaşanmasına sebebiyet verdi. Kıbrıs hükümeti 2013 yılında yaşadığı bankacılık krizini ülke vatandaşlarının bankalara yatırdıkları fonlarından yüzde yedilik bir kesinti yaparak çözmeye kalkışınca bitcoin’in fiyatı fırlamıştı. Çünkü bu noktada çoğu Güney Avrupalı yatırımcı Bitcoin’in Kıbrıs bankalarına göre daha güvenilir bir değer saklama aracı olduğuna ikna olmuşlardı. Bu yaşananların ardından İspanya merkezli bankalarda da hareketli günler başladı.

Kripto paraların ezberleri bozması

Mevcut finansal kuruluşlar kusurlu bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyor ve yolsuzlukların meydana gelmesine adeta ortam hazırlıyor. Bitcoin henüz kullanıcılar için şimdiki anlamını taşımıyorken de bu durum böyleydi. Satoshi Nakamoto “genesis block” olarak adlandırılan ve bitcoin’e hayat veren bloğu başlatarak bir tarih yazdı ve bankalara adeta bir cevap verdi. Yola çıktığı tarihten itibaren birçok yoruma ve sert eleştiriye maruz kalan Bitcoin her şeye rağmen yoluna devam etti. Öte yandan Bitcoin geleneksel paraların ya da mevcut bankacılık sistemlerinin yerini alabilecek ve onları dijital anlamda temsil edebilecek daha iyi bir alternatif olarak yaratılmış politik bir proje şeklinde de yorumlandı.

Bitcoin de dahil olmak üzere bütün kripto paraların ardında bulunan teori dağıtık bilgisayar ağları tarafından tutulan kayıtların değiştirilemez olması üzerine kurulu. Böylece bir para biriminin güvenilirliği bir devletin yapabileceğinden çok daha iyi sağlanabiliyor. Kripto para tarihinde kaydedilen birkaç büyük olumsuz hadiseye rağmen Bitcoin’in dayandığı Blockchain sistemi son cümleyi kısmen kanıtlamayı şimdiden başardı. Başlangıcından günümüze dek toplamda bir milyon kadar Bitcoin çalındı. Öte yandan Bitcoin’in altında yatan hesaplama sistemi dağıtık defter teknolojisi şimdiye dek istikrarını hiç bozmadı ve değiştirilemezliğinden hiç ödün vermedi.

Bitcoin’in ilk zamanlarında meydana gelen çoğu soygun ve dolandırıcılık faaliyetleri akıllara “Sierra Madre Hazinesi” filmini getiriyor. Benzersiz bir drama olarak tanımlayabileceğimiz bu film 1920’li yıllarda ABD’de altın arayışı içerisindeki insanlar arasında peyda olan aç gözlülük ve yozlaşma konularını ele alıyor. Hızlı ve kolay bir şekilde zengin olma arzusunun insanları neredeyse çılgına çevirdiği yadsınamaz bir gerçek. Kimi zaman bu arzu insanları yasa dışı faaliyetlere yönlendirse de altının sahip olduğu değerin düşmesine asla sebep olamamış.

Bitcoin’in dağıtık defterinin şimdiye dek değişmezlik özelliğinden hiç ödün vermediğini ifade etmiştik. Bu durumun gerçekleşmesinin nedeni yalnızca sistemin dağıtık bir yapıya sahip olmasından ya da altyapısında akıllıca düzenlenmiş kriptografik koruyucuların bulunuşundan ileri gelmiyor. Dağıtık defteri bu denli güçlü ve bozulmaz hale getiren unsurlar arasında Bitcoin projesini en başından beri destekleyerek onu bu günlere getiren bireysel geliştiricilerin sağduyusu ve sorgulanamaz inancı da gösterilebilir.

Öte yandan kripto para kullanıcılarının soyulma riskini göze aldıklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Bilindiği üzere kripto paraların saklanması için güvenli bir cüzdan bulmak ya da kripto paralarla güvenli bir şekilde işlem yapabilmek bazen zannedilen kadar kolay olmayabiliyor. 2014 yılında yaşanılan ve 800 bin Bitcoin’in çalınmasıyla sonuçlanan Mt. Gox soygunu bütün ekosistemin olumsuz bir şekilde etkilenmesi sonucunu doğurmuştu. Bu olay gerçekleştiğinde halkın algısı Bitcoin’in hack’lendiği yönünde oluştu ancak hack’lenen şey yalnızca Mt. Gox borsasından ibaretti. Tıpkı Bangladeş merkez bankasının 63 milyon dolar değerindeki rezervinin geçtiğimiz yıl New York Federal Rezerv Bankası’ndan çalınması gibi.

Bitcoin’in bir dolandırıcılık olduğu söyleyenlerin ya da onun dark web temelli yasa dışı faaliyetlerde sıklıkla kullanıldığından bahsedenlerin iddialarına yeniden gelelim. Jamie Dimon’un CEO’luğunu yaptığı dev finansal kuruluş JP Morgan Chase’in konu olduğu yasa dışı faaliyetleri göz önüne alarak “finansal hizmet sektörünün bir dolandırıcılık” olduğunu söylememiz yanlış bir çıkarım olurdu. O halde dark web’de Bitcoin karşılığında yapıldığı iddia edilen faaliyetleri de bu doğrultuda değerlendirmemiz gerekiyor. Üstelik dünyadaki uyuşturucu sektörünün dolarla döndüğünü de göz ardı edemeyiz. O halde para yasa dışı bir kavram olarak nitelendirilebilir mi? Gerçek şu ki para kavramı doğası itibariyle “kirli” bir niteliğe sahip.

Uzun lafın kısası herhangi bir para biriminin istikrarlı hale getirilebilmesi için verilen savaş daima mağlubiyetle sonlandı. Çünkü insanoğlu her fırsat bulduğunda hile yapmaya meyletti ve sahip olduğu şansları daima yitirmesini bildi. Öyle ki gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerin para birimlerinin kazandığı istikrar dahi pamuk ipliğine bağlı. Başka bir deyişle kati bir istikrar söz konusu bile değil. Ancak görünüşe bakılırsa paranın “gerçek” bir şey olduğu yanılgısını muhafaza etme mücadelesi daima devam edecek.


Kaynak: Medium

Bitcoin Gerçeği (!)

Ekonomiyi incelemeye en başından değil, modern zamandan başlayalım. Ancak bunu ters mantıkla yapmalıyız çünkü eskiden makro ekonomiyi anlamak zordu, şimdiyse uzman olduğunu iddia edenler gerçekten uzman değil ve bunun farkında değiller.

Son dönemde bazı uzmanlara karşı isyanlara şahit oluyoruz. Greenspan ve Bernanke gibi eski FED başkanlarının anlamadığı, bizimse çok geç keşfettiğimiz bir gerçek var: Makro yalanlar mikro yalanlardan daha uzun sürdürülebilir. Bu yüzden merkezi makro kararlarda kime güveneceğimize iyi karar vermeliydik. Merkezi sistem güven kisvesi altında çoğunlukla bankaları korumaya yönelik eylemlerde bulundu. Ayrıca bütün merkez bankalarının çalışma mantığının aynı olması ve takip edilen tek tip kültür, durumu daha kötüye sürükledi.

Karmaşık konularda uzmanlar organik gerçekliğe ve işlemlerin dağıtık şekilde yapılmasına odaklanmaz. Bu konuda Hayek’in dağıtık şeyler üzerine bazı düşünceleri bulunuyor; ama hepsi dağıtık bilgi ile ilgili. Bir kişinin modern zamanda işlerinin yolunda gitmesi için bilgiye ya da mantık çerçevesinde hareket etmeye ihtiyacı yok; sadece geleneksel yapıyı takip etmesi yeterli.

Yapıyı kullanıyor olmak yapıyla alakalı kararlarda demokratik haklara sahip olmak anlamına gelmiyor. Çok kararlı biri ya da yetkili biri çıkıp düğmeye basabilir ve bütün kontrol onun elindeyse kararları o verir. Sistemin içindeki herkes bir gün düğmeye basan kişi olabilir, ancak güç her zaman azınlığın elinde olur.

İlginç olan, rasyonel piyasa rasyonel olmayan yatırımcılar tarafından oluşabiliyor. Aslında rasyonel piyasa yeterli bilgiye ve zekaya sahip olmayan kalabalık sayesinde iyi işliyor, hatta bütün insanların aynı yüksek zekaya sahip olduğu bir ütopyada bu kadar iyi işlemeyebilirdi.

İşte tam bu noktada Bitcoin’in neden iyi bir fikir olduğunu anlıyoruz: Çok yönlü bir sistem ihtiyacını karşılıyor. Bir sahibinin olmaması ve herhangi bir otoritenin Bitcoin’in geleceğine karar verememesi Bitcoin’in harika bir kavram olmasında ilk akla gelen sebepler. Sadece kullanıcılarına ait Bitcoin artık bir tarih yazdı, bu yüzden özgürlük sağlıyor ve durdurulamıyor.

Bitcoin herhangi devlete bağlı olmayan bir para birimi. Ancak aklınıza şu soru gelebilir; altın, gümüş ve diğer metaller de ülkelerden bağımsız değil mi? Pek bağımsız sayılmazlar. Örneğin altın ticareti yapmak istediğiniz zaman Loco Hong Kong’dan hisse satın almış sayılıyorsunuz ve altınları İstanbul’a taşımak istiyorsunuz. Bankalar gümrük işlerini kontrol ediyor, ülkeler bankaları kontrol ediyor -ya da en hafif tabirle ‘’birlikte’’ çalışıyorlar- böylece ülkeler altınınızdan payını almış oluyor. Bitcoin işlemleri altına göre çok daha avantajlı çünkü ülkelerden onay alması ve gümrüklerden geçmesi gerekmiyor. Hiçbir hükümet aklımızdan geçen kodları kontrol edemez.

Belki de eninde sonunda Bitcoin başarısız olacak, ama binlerce insan nasıl çalıştığını bildiği için Bitcoin’in tekrar icat edilmesi zor olmayacak. Bitcoin henüz kahvede içtiğimiz çayı ödemek için uygun olmayabilir ya da fazla volatil olduğu için ödemelerde kullanılmıyor olabilir. Her şeye rağmen Bitcoin bir başkasının müdahale edemediği ilk organik para birimi.

Sonuç olarak Bitcoin’in varlığı bile hükümetlere artık para birimlerinin sadece onların yönetiminde ve tekelinde olmadığını hatırlatmaya yeter. Bu bize, kripto para kullanıcılarına, Orwell’in distopyası karşısında güvence veriyor.


Kaynak: Medium

Bitcoin $9.000’a Koşuyor: Boğa Sezonu Geliyor Mu?

Bitcoin son 24 saat içerisinde %6 artış yaşayarak 8800 dolar seviyesine ulaştı. Önemli kripto para borsalarında işlem hacimleri oldukça güçlü ve geçtiğimiz aydan bu yana ilk defa 26 milyar dolara yükseldi.

Geçtiğimiz 21 Mart tarihinde Bitcoin 9200$ seviyelerinde destek aramış fakat artış ivmesini sürdürmeyi başaramamıştı. Ardından 8200 dolar seviyelerine düşüş yaşayan Bitcoin 2 hafta içerisinde 6500 doların altına derin bir dalış gerçekleştirmişti.

2017 yılının Kasım ayında uzmanlar ve yatırımcılar 10.000 dolar bölgesini Bitcoin’in yıl sonu hedefi olarak tanımlamış olsalar da 10.000 dolardan sonra hızla 14.000 dolara yükselen Bitcoin yıl sonuyla birlikte 20.000 seviyelerine yaklaşmıştı.

Bitcoin fiyatında yaşanan Şubat ayındaki düzeltmeden sonra piyasalarda hiçbir istikrar belirtisi yoktu. Birçok altcoinin fiyatı da Bitcoin’in kısa vadeli hareketlerini takip etti ve Asya’daki önemli borsaların hacimlerinde ciddi düşüşler yaşandı.

Kripto para birimlerinin genel olarak tekrar benimsenmeye başlanmasıyla birlikte Bitcoin’in kısa ve orta vadede yukarı yönlü bir ivme yakalayacağı tahmin ediliyor.

2017 yılının son çeyreğinde piyasalara giriş yapan kripto paralar hakkında bilgi sahibi olmayan yatırımcıların çoğu yeni yılla birlikte gelen ayı piyasasında kaybetme korkusuna (fear of the missing out) kapılmasına rağmen kripto para farkındalığı da büyük ölçüde artış gösterdi. İnsanların kripto para birimi eko sistemini anlamaya çalışmasının bir sonucu olarak Smart Valor CEO’su Olga Feldmeir önümüzdeki iki yıl içerisinde Bitcoin’in fiyatının 100.000 dolara ulaşacağını iddia etti.

Bitcoin’in tekrar 2017 yılının sonlarındaki seviyelerine döneceğini düşünüyorum. Ayrıca tahminlerime göre önümüzdeki iki yıl içerisinde Bitcoin $100.000 seviyelerini görecektir.

Haftayı Bitcoin’e karşı %30, dolara karşı %40 artış yakalayarak kapatan Storm ve bir kaç alternatif kripto para biriminin performansına bakacak olursak bu altcoin sezonunun yaklaştığının bir işareti olabilir.

2018’in ilk aylarından bu yana devam eden ayı sezonu sonrası yatırımcıların kripto para birimlerine olan güveni oldukça artmış durumda öyle ki yatırımcılar artık daha fazla yatırım yatırım yapmaya istekli. Ethereum’un kurucusu Vitalik Buterin ise bazı altcoinlerin böylesine değerlenmesinin haklı bir yanı olmadığını belirtti. Buterin;

” 5 kuruş etmeyecek birçok proje var bunlar yatırımcıların gazıyla yükseliyor” dedi.


Kaynak: CCN.com

Bitcoin’deki Ani Artışın Sebebi İslami Açıklamalar Olabilir Mi?

Bir İslam alimi tarafından Bitcoin’in şer’i kurallara göre hiçbir sakınca taşımadığını belirten bildiri yakın zamanda Bitcoin’de görülen 1.000 dolarlık artışın nedeni olabilir.

Müslümanlar dünya nüfusunun %23’ünü oluşturuyor ve çoğunluğu Hindistan, Endonezya gibi Asya Pasifik ülkelerinde olmak üzere dünya üzerinde 1.6 milyar müslüman nüfus yaşıyor. İslami kurallara Müslümanların faiz alıp vermesi doğru bir davranış değil hâl böyle olunca Bitcoin alım satımının İslam dinine göre doğru olup olmadığı hakkında birçok tartışma ortaya çıkıyor.

Dünyanın en hızlı büyüyen dini olan İslam geçtiğimiz yıl finans kurumları için önemli bir mesele haline geldi ve IMF 2017 yılında İslami bankaların sorunları konulu ilk tartışmasını gerçekleştirdi.

Endonezya’nın Cakarta şehrinde müftülük yapan Muhammad Abu Bakar 10 Nisan Salı günü “Bitcoin Helal mi? Haram mı? konulu bir makale yayınladı. Makalede genellikle Bitcoin’in İslam’a göre helal olduğunun üzerinde duruluyor. Muhammad Abu Bakar makalesinden bir kesit şöyle;

Almanya’da Bitcoin yasal ve bu yüzden Bitcoin Almanya’da İslami para olarak nitelendirilebilir. ABD ve diğer bazı ülkelerde Bitcoin yasal değildir fakat ödeme yöntemi olarak kabul edilebiliyor. Bu nedenle de İslami geleneksel para olarak kabul edilir.

İslam’da zenginliğin (varlık)  korunmasına ilişkin güçlü hükümler vardır. Bu hükümler sürekli dalgalı bir yapıya sahip olan kripto paralar ve ICO’lara karşı olumsuz görüşün temel nedeni olabilir. Aslında Blockchain ve Bitcoin İslami hükümlerle uyumludur. Paranın sahibi olarak bankalar kabul edilirken Bitcoin ve Blockchain teknolojisinin sahibi yoktur.

Dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinden fazlasını oluşturan Müslümanları ilgilendiren bu açıklamalar önümüzdeki günlerde kripto para piyasalarında önemli dalgalanmalara neden olabilir.


Kaynak: CCN.com