Kripto paralar artık Ovis’te işlem görüyor!

Dünyada geçerliliği her gün artan kripto paralar, Dijital Para Borsası Ovis sayesinde artık Türkiye’de hızlı, kolay ve hepsinden önemlisi güvenilir bir şekilde alınıp satılıyor.

Dijital paranın hayatımızdaki yeri her geçen gün artıyor. Birkaç yıl içerisinde yatırımcılarına değer kazandıran Bitcoin ve Ethereum, Ripple gibi 1600’e yakın dijital para birimi dünyada işlem görüyor. Türkiye’de ise bu platformlara yatırım yapmak çok zor olabiliyor.

Kimi zaman yatırım yapmak için kullandığınız platformun yavaş olması, kimi zaman ise işlem yapılan sayfanın kolay anlaşılır şekilde dizayn edilmemesi kripto paralara yatırım yapan kişilere sıkıntılı ve bezdirici zamanlar yaşatabiliyor.

İşte bütün bu zorlukların artık yaşanmayacağı yeni bir Dijital Para Platformu hayata geçti: Ovis.

Ovis’te ilk aşamada 15 coin (kripto para) işlem görecek. Ardından her hafta 2-3 yeni coin daha eklenerek kısa bir sürede 47 coin’e ulaşılacak.

Ovis kendi kripto para teknolojisini ve altyapısını tamamen kendisi geliştirmiştir. Bunun için başka yazılım firmalarından hazır uygulamalar kullanmamakta ve sunucu yapısını da Türkiye de bulundurmaktadır. Bundan dolayı yüzlerce dijital parayı Ovis üzerinden işlem yapmak tamamen kullanıcıların talepleri doğrultusunda gerçekleşecektir.

Siz isteyin biz kullanıma açalım.

Hedef, en güvenilir ve en büyük olmak.

Ovis’in hedefi, Türkiye’nin en güvenilir ve en büyük Dijital Para Platformu olmak. Kripto paraların kolay, hızlı ve güvenilir bir şekilde alınıp satılmasına olanak sağlayacak Ovis’te uluslararası güvenlik testlerinden tam başarı ile geçmiş ve sertifikalandırılmış sistemler kullanılmaktadır.

İnternet sitesi iki farklı arayüze sahiptir. Biri ilk dijital parasını almak isteyenler için basit, diğeri ise çok detaylandırılmış ekrandan oluşan profesyoneller için yapılmış arayüzlerden oluşmaktadır.

En popüler dijital paralarda TRL, BTC ve ETH pariteleri ile alım satım yapmak mümkündür. Alıcıdan ve satıcıdan sadece binde 2 komisyon alınacak. Bu oran Türkiye’deki en düşük oranını temsil etmektedir. Ayrıca eğer Ovis’e arkadaşlarınızı davet ettiyseniz yaptıkları işlemlerden Ovis’e aktarılan komisyonun %25’i de sizin hesabınıza eklenmektedir.

Toplam kullanıcı üzerinden saniyede işlem başına dünya standartlarının üzerinde hacimle alıp-satmak mümkündür. Böylece sistemin çökmesi gibi sorunlarla karşılaşılmamaktadır.

Ovis’te ayrıca, API desteği, market, limit, stop-loss emirleri gibi hizmetler de bulunmaktadır.

Daha fazlasını keşfetmeniz, güvenli ve konforlu bir sistemde kripto para alıp satabilmeniz için sizi Ovis’e bekliyoruz.

 

 


Sorumluluk reddi: Bu makale web sitemizin sponsorlu makale bültenidir. KriptoPara.Org, yukarıda yer alan bilgilerden ve basın bülteninde adı geçen herhangi bir ürün ya da hizmetle ilgili hasar ya da kayıplardan sorumlu değildir. KriptoPara.Org, basın bülteninde adı geçen şirketle ilgili okuyucuların kendi araştırmalarını özenle yapmalarını önermektedir.

Bitcoin Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? (anket)

Son zamanlarda para mı yatırım aracı mı, yasaklanacak mı, caiz mi, yoksa bir balon gibi patlayacak mı gibi çok fazla tartışma konusu olan Bitcoin hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Bitcoin Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Anket cevapları dışında bir fikriniz varsa yorum olarak paylaşabilirsiniz. 

ICO (Initial Coin Offering) Nedir?

ICO (Initial Coin Offering), yeni projelerin bitcoin ve ether karşılığında temel kripto paralarını sattığı para toplama mekanizmasıdır. Bir yönden, yatırımcıların şirket hisselerini satın aldığı IPO (Initial Public Offering – Halka Arz) ile benzerlik göstermektedir.

ICO’lar nispeten yeni bir olgu ancak Blockchain topluluğunda tartışmaların ana konusu olmaya hızla başlamıştır. Pek çok kişi ICO’yu kurucuların haksız sermaye artırımı yapmasını sağlayan herhangi bir düzenlemeye tabi olmayan menkul değer olarak görürken, bir kısmı ise geleneksel girişim fonlama modelinde bir yenilik olduğunu savunmaktadır. ABD Sermaye Piyasası Kurumu, pek çok ICO’nun fonlama modelini yeniden incelemeleri için birçok proje ve yatırımcıyı zorlayan kötü bir itibara sahip DAO ICO’sunda işlem gören tokenlerin durumlarına ilişkin olarak bir karara varmıştır. Dikkate alınması gereken en önemli kıstas ise tokenin Howey testini geçip geçmediğidir. Geçmiş olması halinde, menkul kıymet olarak değerlendirilmeli ve ABD Sermaye Piyasası Kurumu tarafından uygulanan belirli kısıtlamalara tabi olmalıdır.

ICO’lar, kriptografik malvarlığı üretmek için gerekli olan pek çok geliştirme sürecini kısaltan ERC20 Token Standardı gibi teknolojiler sayesinde kolay bir şekilde yapılandırılmaktadır. Çoğu ICO, yatırımcıların genellikle Bitcoin ya da Ether olan fonlarını, fonları depolayan ve ileriki bir zamanda yeni bir tokene eşit değer dağıtan akıllı sözleşmeye göndertmek suretiyle çalışmaktadır.

Tokenin aslında menkul değer olmadığı farz edilerek, ICO’ya kimin katılabileceğine ilişkin birkaç kısıtlama bulunmaktadır. Dünya çapında bir yatırımcı havuzundan para almanız halinde, ICO’da toplanan meblağlar çok yüksek olabilecektir.  ICO’lar ile ilgili en temel sorun ise paraları ürün öncesi toplamalarıdır. Bu da yatırımları oldukça tehlikeli ve riskli hale getirmektedir. Bunun karşı savunması ise, bu para toplama şeklinin protokol geliştirmeyi teşvik etmek amacıyla özellikle faydalı hatta gerekli olduğu yönündedir.

ICO’nun esaslarına ilişkin tartışmaya başlamadan önce bu trendin nasıl başladığına dair tarihsel bağlam hakkında bilgi sahibi olmak önem arz etmektedir.

ICO’nun Tarihi

Birçok proje 2013 yılında geliştirmeleri denemek ve fonlamak amacıyla crowdsale (kitle satış) modelini kullanmıştır. Ripple ağı önceden 1 milyor XRP token madenciliği yapmış olup, itibari para ya bitcoin karşılığında bunları gönüllü yatırımcılara satmıştır. Ethereum ise 2014 yılının başlarında o dönemdeki tamamlanmış en büyük ICO olan yaklaşık 18 milyon USD değerinde fon toplamıştır.

DAO, Ethereum’da yeni bir token için yapılan ilk para toplama girişimidir. Diğer blockchain projelerini fonlayacak merkezsizleştirilmiş bir ağ oluşturmayı vadetmiş ancak yönetim kararlarının token sahiplerinin kendisi tarafından verilmesi bakımından emsalsiz olmuştur. DAO’nun150 milyon USD’den fazla para toplayarak başarı sağladığı sırada bilinmeyen bir saldırgan tarafından teknik zafiyet dolayısıyla milyonlar bu ağdan boşaltılmıştır. Ethereum Vakfı, en iyi yolun çalınan fonları geri almalarını sağlayan hard fork (çatallanma/ikiye bölünme) yoluna gitmek olduğuna karar vermiştir.

Ethereum platformunda güvenli bir şekilde token fonlama girişimi ilk aşamada başarısız olsa da, blockchain geliştiricileri, Ethereum kullanarak token piyasaya sürmenin alışılagelmiş girişim sermayesi modeliyle tohum yatırım turunu takip etmekten daha kolay olduğunu fark etmiştir. Özellikle, ERC20 standartları, Ethereum blockchain’inde kendi kriptografik tokenlerini yaratmaları açısından geliştiricilere kolaylık sağlamaktadır.

Bir kısım ise, kitle fonlama projelerinin ICO’ların sıklığı ve büyüklüğü açısından Ethereum’un gözde uygulaması olabileceğini savunmaktadır. Daha önce hiçbir yeni başlayan ürün öncesi şirket bu kadar parayı bu kadar kısa sürede toplamamıştır. Aragon yalnızca 15 dakika içerisinde 25 milyon USD, Basic Attention Token sadece 30 saniye içerisinde 35 milyon USD, ve Status.im ise birkaç saat içerisinde 270 milyon USD toplamıştır. Birkaç düzenleme ve bu şekilde bir kullanım kolaylığı ile ICO dünya çapında çeşitli düzenleyici kurumun yanı sıra toplum tarafından da incelenmeye alınmıştır.

ICO yasal mıdır?

Bu soruya verilecek kısa cevap “belki” olacaktır. Oldukça yeni ve herhangi bir düzenlemeye tabi olmayan finansal varlıklar olmalarına ilişkin hem lehte hem de aleyhte savunmalar yapıldığından ICO’lar hukuki açıdan oldukça gri bir bölgede yer almaktadır. Ancak, ABD Sermaye Piyasası Kurumu’nun son kararı bu gri bölgenin bir kısmını aydınlığa kavuşturmayı başarabilmiştir. Bazı durumlarda, token yalnızca faydalı bir tokendir. Yani, token sahibine belirli bir protokole ya da bir ağa erişim imkanı sunar ve böylece finansal bir menkul değer olarak değerlendirilemeyebilir. Öte yandan, tokenin öz sermaye tokeni olması halinde, tek amacı değerini artırmak olup bu yönden daha çok menkul değer olarak görünmektedir.

Çoğu kişi, gelecekte öncelikli platformlara erişim sağlamak amacıyla token satın alırken, pek çok kişinin ise spekülatif yatırım amaçlarıyla token satın aldığı kanısının aksini ispatlamak zordur.

ABD Sermaye Piyasası Kurumu’nun kararı faydalı token ve menkul kıymet tokenlerinin durumuna ilişkin açıklık getirmiş olsa da yasa uygunluk sınırlarının test edilmesi için hala pek çok alan bulunmaktadır. Şimdilik ve yeni bir mevzuata ilişkin sınırlama getirilene kadar, girişimciler bu yeni olgunun avantajlarından yararlanmaya devam edecektir.

Kaynak: https://m.nasdaq.com

Winklevoss kardeşler: 1 bitcoin 320 bin dolar olacak

Bitcoin son birkaç aydır zorlu yollardan geçiyor olsa da ona inananlardan eksilen pek bir şey yok. Facebook davasından aldıkları uzlaşma bedelini tamamen Bitcoin’e yatıran ve bundan bir servet elde eden meşhur Winklevoss ikizleri gibi.


Tyler ve Cameron kardeşler bitcoinin 40 kat daha değerleneceğine inanıyorlar. CNBC’ye verdikleri bir röportajda Cameron, son birkaç haftadaki kötü performansa rağmen Bitcoinin hala değerinin çok çok altında olduğunu belirtirken; Tyler’ın, Bitcoinin potansiyelini göremeyenler hayal gücü yoksunluğundan acı çekenler sözleri ise bu konuda ki kararlı duruşlarını resmeder gibi.

İnsanlar hala kripto paraları kişiden kişiye alışverişlerde kullanılması üzerine yorumlamaya çalışıyor. Oysa sürücüsüz bir aracın başka bir sürücüsüz araca ödeme yapması gibi, makinelerin kendileri arasında finansal alışverişler yapması çok uzak bir gelecek değil ve bu gelecekte kripto paralar kullanılacak, sözleri ikizlerin en öne çıkan argümanı.

Kripto paraların aşırı oynak fiyatları insanların, bırakın günlük alışverişlerde ticarette bile kullanamamasına neden oluyor. Dolar karşısında sürekli değeri yükselen bir şeyi elinde tutmak yerine kim harcamak ister ki?

Fiyatların bu oynaklığı işlem yoğunluğuna neden oluyor ve işlem ücretlerinde de artışlar oluyor. Yararları tartışmalı lightning network testlerinin bitmiş olmasına rağmen Bitcoinin geleceğini kurtarmak için ne zaman devreye girecek pek bir bilgi yok. Main net açık durumda ama çoğunlukla hem meraktan hem de bu işe erken girmek isteyenlerin açtığı lightning node’lar şimdilik main neti bile test nete çevirmiş durumda. Bazılarının savunduğu gibi lightning network bitcoini daha da merkezcil bir hale getirip Sathoshi’nin prensiplerinden tamamen kopartacak mı hep beraber göreceğiz. Prensiplerden ilk anonimlik gitti daha sonra neredeyse bedava olan işlem ücretleri fikri. Lightning Network node’ları da bir süre sonra merkezi bankalara dönüşürse Bitcoin yerini çok daha iyi altyapısı olan kripto paralara bırakabilir.

Vitalik’in merkezcil olmayan uygulamalar fikrini ilk Bitcoin üzerinde geliştirmek istemesini ama ana geliştiriciler reddedince Ethereum’u geliştirmeye başladığını yazının sonunda hatırlatalım.

Ripple CEO’su Garlinghouse’un anlatımıyla: XRP

Kripto para ekosisteminde açıklamaları ile Ripple CEO’su Brad Garlinghouse kadar heyecan yaratan çok az insan var. Geçtiğimiz günlerde New York’ta Yahoo Finance’in düzenlediği All Markets Summit for Crypto organizasyonunda konuşan Garlinghouse, Ripple şirketini ve yüzde 61’ine sahip olduğu XRP kripto parayı anlattı. XRP 2017 yılında yüzde 32 bin değer kazandı. Ayrıca Garlinghouse bitcoinin de çok daha fazla değerleneceğine inananlardan.

Garlinghouse, forumda Çin’in en büyük online ödeme şirketlerinden LianLian ile Ripple blok zinciri tabanlı xCurrent platformu üzerinden uluslararası anlık ödemeler için anlaşma imzaladıklarını da ilk defa duyurdu. Esprili bir dille; eskiden New York’tan Londra’ya 100 bin poundu aynı gün göndermek istediğinizde bunun en kolay yolunun uçağa binip parayı kendinizin götürmesiydi ama artık xCurrent ile sınır ötesi bankalar anlık olarak kendi aralarında işlem yapabiliyorlar diye Ripple’ın gelecekte neler planladığına dair ipuçları verdi.

Gençliğinde ve dotcom balonu döneminde telekom sektöründe çalışan Garlinghouse o dönem ki teknolojik gelişimlere olan yaklaşımın neden bu gün kripto para teknolojisine benzediğini bir anekdotla anlattı:

O dönem SBC Communications yöneticisi, şimdi AT&T yönetiminde olan Randall Stephenson ile aralarında geçen bir diyalogda Randall, SBC’nin asla VoiceIP teknolojisine ihtiyacı olmayacağını asıl önemli onanın sağlam analog bir ses ağı olduğunu söylemiş. Şimdi AT&T tamamen VoiceIP üzerine kurulu, ses networkü diye bir teknoloji kalmadı diye hatırlatıyor.

Aynı durumun şu an bankacılık sektöründe yaşandığını anlatan Garlinghouse, bunun daha başlangıç olduğuna ve kripto ekosisteminin daha çok yolun başında olduğuna inanıyor. Geçtiğimiz günlerde ABD senatosunda gerçekleşen toplantıyı ise, bunlar sektörün olgunlaşmasını sağlayan önemli hareketler sözleri ile yorumluyor.

Garlinghouse, kripto ekosisteminde gitgide artan bitcoinin öleceğine dair fikirlere pek ihtimal vermese de XRP’nin bitcoinden 1000 kat daha hızlı ve ucuza işlem yaptığını hatırlatıp bitcoinin ödeme yöntemi sorunlarına bir çözüm getirebileceğine de pek inanmadığını belirtiyor.

Ripple genel olarak bankaların sınır ötesi işlemlerine odaklanıyor. Sınır ötesi işlemlerde şu an bankalar SWIFT sistemini kullanıyorlar ama bu sistem bir avuç bankanın elinde. Diğer bankalar bu bankalara inanılmaz ücretler ödüyor. Jamie Diamon neden bitcoin için bu kadar kötü konuşuyor bir düşünün. Citi, HSBC ve Chase bankaları SWIFT sistemini yönetiyor, diğer bütün bankalar bu sistemi kullanmak için onlara ödeme yapmak zorunda. Ripple şirketinin bir çok banka ile iletişimde olduğunu ve bankaların hemen hemen hepsinin SWIFT sistemi dışında bir alternatifin arayışında olduğunu belirten Garlinghouse, konuştuğumuz herkes Ripple’ın başarılı olmasını istiyor ve inanın bu adamlara ödeme yapmaktan hepsine bıkkınlık gelmiş sözleri ile açıklık getiriyor sektörün dar boğazına.

Sonuç olarak Garlinghouse Ripple’ın başarılı olabilmesinin, daha yeni yeni olgunlaşmaya başlayan bu “ergen” endüstrinin gelişebilmesine bağlı olduğunu biliyor. Diğer blok zinciri teknolojileri ve girişimlerini rakip olarak görmediğini aslında her şeyin internetin ilk çağlarına çok benzediğini hatırlatıyor. Hepsinin kendine göre kullanım alanları var, bazıları hayatta kalacak bazıları silinecek ama bu çeşitlilik sektörün olgunlaşabilmesi için gereken bir şey.

Kaynak: webrazzi

Dijital Dünyanın Dijital Parası