Kripto Para Platformu tarafından yazılmış tüm yazılar

Hard Fork’la Birlikte Bitcoin Cash Yepyeni Bir Sayfa Açıyor

Dün itibariyle Bitcoin Cash ağında hard fork (sert çatallanma) aktive edildi. Hard fork’la birlikte blok boyutu 8 MB’dan 32 MB’a çıkacak ve kod tabanına yeni OP kodları eklenecek.

İlk olarak Kasım 2017’de kamuoyuyla paylaşılan hard fork planına OP kodları nisan ayında eklendi. OP kodlarının eklenmesi, BCH ağında akıllı sözleşmelerin devreye girmesi anlamına geliyor. Bu büyük yeniliğe rağmen yatırımcıların en çok ilgilendiği konu blok boyutunun artırılması oldu. Zira bu artışla birlikte işlem ücretlerinin düşebileceği konuşuluyor. Ancak blok boyutunun 4 katına çıkarılmasını eleştirenlerin sayısı hiç de az değil. Bu durumun bazı dezavantajlar doğurabileceği ve büyük blok boyutlarının güvenlik tehdidi yaratabileceği dillendiriliyor.

Bitcoin ABC ana geliştiricisi Amaury Séchet “büyük blok taraftarlarının” başında geliyor. Séchet konuya ilginç bir bakış açısı getiriyor:

İnsanlar daha büyük blokları bu blokların kaşı gözü için değil, getirdiği fayda için istiyor. Tıpkı insanların daha büyük bir arabayı büyük arabanın kaşı gözünden ziyade, içine daha fazla insan veya eşya sığdırmak için istemesi gibi.

OP kodları ve akıllı sözleşmeler

BCH ağında OP_Return’ün veri taşıma limiti artırılıyor ve Ethereum’la özdeşleşen “akıllı sözleşmeler” özelliği getiriliyor. Akıllı sözleşmelerle işlemler koşullu olarak gerçekleşiyor ve geliştiriciler dinamik ödeme anlaşmaları yaratabiliyor. Satoshi Nakamoto BTC protokolünün ilk geliştirme dönemlerinde akıllı sözleşmeleri kaldırmaya karar vermişti. OP kodları, geliştiricilerin üzerinde mesai harcamak istemediği bir saldırı yüzeyi oluşturdukları gerekçesiyle 2010’da kaldırılmıştı.

BCH geliştiricileri OP kodlarını yeniden ekleyerek akıllı sözleşmeleri tekrar hayata geçirmeye hazırlanıyor. Olası güvenlik sorunları sebebiyle OP kodlarının adım adım devreye gireceği belirtiliyor. Her ne olursa olsun şurası kesin: Bitcoin Cash tarihinde hard fork’la birlikte yepyeni bir sayfa açılıyor.


Kaynak: CCN.com

“Ethereum 2018’de Bitcoin’i Geçecek”

Bitcoin Cash’in yılmaz savunucusu Roger Ver BCH’nin bir gün BTC’yi geçip dünyanın en değerli kripto parası olacağını düşünüyor. Ancak Ver’e göre bu olay gerçekleşmeden önce Ethereum Bitcoin’i geçecek.

“Bitcoin’in İsası” lakaplı Ver The Independent’a verdiği röportajda, teknolojik olarak daha üstün Ethereum ve Bitcoin Cash gibi kripto paraların bitcoin’i değer bakımından geride bırakacağını kaydetti. Ver ETH’nin yıl sonuna kadar; BCH’nin de 2020’ye kadar BTC’yi geçeceğini öngörüyor. Kripto para analistleri bu gelişme için “Flippening” ifadesini kullanıyor. Flippening bir madeni paranın (coin) ters çevrilmesi olarak Türkçeye çevrilebilir.

Roger Ver öngörüsüne sebep olarak Bitcoin’deki yavaş işlem sürelerini ve yüksek işlemlerini gösterdi. Bitcoin’den sonra 1500’ün üzerinde kripto paranın yaratıldığına dikkat çeken Ver, bu kripto paraların Bitcoin’in kısıtlamalarına çözüm getirmeye çalıştığını belirtti.

“BCH, herkesin 2009’dan 2017’ye kadar aşık olup kullandığı Bitcoin’le aynı. Sahip olduğu ekonomik kod BTC’yi tüm dünyada fenomen haline getirdi. Gelecekte bu formül BCH için de işleyeceğinden ve BCH’nin kullanım, popülarite ve piyasa değeri bakımından BTC’yi yakın gelecekte geçeceğinden eminim.”

Ver geçtiğimiz ay 2 kattan fazla değerlenen BCH’nin değerinin büyük yatırımcıların ilgisi sebebiyle önümüzdeki hafta ikiye katlanabileceğini sözlerine ekliyor.

Kripto para uzmanlarının hepsinin Ver’in sözlerine katıldığını söylemek zor. Örneğin eski Skype COO’su Michael Jackson Bitcoin’in zamanla açıklarını kapayacağını düşünüyor. Bitcoin’in ölçeklendirme sorunu için birçok çözümün arandığını kaydeden Jackson BTC’nin şu ana kadarki en iyi kripto para olduğunu düşünüyor.

Öte yandan kripto para piyasalarında kan gövdeyi götürüyor. Son 24 saatte BTC 8400 doların, ETH 700 doların, BCH ise 1400 doların altını gördü. Düşüşe Mt. Gox’un yaptığı satışın sebep olduğu düşünülüyor.


Kaynak: CCN.com

Doların Gerçek Olduğunu Mu Zannediyorsun? Kripto Para 101

Bitcoin’i bir hayal ürünü ya da çoğumuzun haberdar olduğu kitlesel bir sanrı olarak tasvir edebiliriz. Hatta onu siber alanda bulunan rakamlara, bir çeşit seraba ya da her an patlamaya hazır bir sabun baloncuğuna dahi benzetebilmemiz mümkün. İşin daha da ilginç yanı ise lider kripto para birimi Bitcoin’in onu satın alan kullanıcıların inancından başka hiçbir şeye dayanmıyor olması. İnanabiliyor musunuz? Bunların hepsi gerçek…

İnanılması daha kolay olan bir şey var ki o da ABD dolarının yukarıda bahsedilenle aynı doğrultuda bir yanılgıdan ibaret olduğu gerçeği. Tüm dünyada oldukça yaygın bir şekilde kullanılan para birimi doların da tıpkı Bitcoin gibi siber alanda bulunan rakamlardan oluştuğunu söyleyebiliriz. Ancak Bitcoin’e kıyasla doları banknot ya da madeni para şeklinde saklayabilmek mümkün. Gerçek şu ki banknotlarla ya da madeni paralarla temsil edilen para birimi dolar da onu bir ödeme yöntemi olarak kabul eden kişilerin inancından başka hiçbir şeye dayanmıyor. Ancak doların bu durumunu Bitcoin’in durumundan farklılaştıran bir gerçeğin olduğunu görüyoruz. Buna göre doların bir hayal ürünü olduğuna yönelik duyulan inanç Bitcoin’in durumuyla ilişkilendirilen inanca oranla çok daha kuvvetli ve yaygın.

James Surowiecki tarafından 2012 yılında yayınlanan bir rapora göre tedavüldeki ABD dolarlarının neredeyse tamamı başka bir deyişle yüzde doksana yakını Bitcoin gibi soyut bir şekilde işlev görüyor. Dünyadaki doların büyük bir çoğunluğu fiziksel bir materyalle temsil edilmiyor. Surowiecki’nin raporunda bu konuya ilişkin şu ifadelere yer veriliyor:

ABD para arzının aşağı yukarı yüzde onu başka bir deyişle 10 trilyon doların yaklaşık 1 trilyon doları banknot ya da madeni para biçiminde bulunuyor.

Küresel finansal sistemin olmazsa olmazı konumundaki bankaları her istedikleri zaman daha fazla dolar üretmekten alıkoyabilecek herhangi bir şey bulunmadığından raporda geçen rakamlar zamanla farklılık gösterebilir. Buna göre ABD’nin para arzının 2017 yılında toplam 13.7 trilyona ulaştığını söyleyebiliriz.

ABD doları dünyanın hemen her yerinde kullanılabilen bir tür “itibari” para birimi şeklinde ifade edilebilir. Para tarih boyunca daima itibar edilen bir değer oldu. Öyle ki dünyadaki ulusların liderlerinin para bastırma ve böylece itibar görme arzusu tarihin çok eski devirlerine kadar uzanıyor. Ancak herkesin bildiği üzere günümüzde sebepsiz yere para basmak ekonomide bir enflasyonun meydana gelmesi sonucunu doğuruyor. Öyle ki 1959 yılından günümüze bir doların satın alma gücünün giderek 12 cent’in altına indi.

Başlatıldığı tarihten itibaren yoluna sağlam adımlar atarak devam eden Bitcoin blockchain’i tarih boyunca karşılaşılan bu tür sorunların üstesinden gelebilecek bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Yirmi bir milyon adet Bitcoin’in üretimi tamamlandığında, ki bu üretim sürecinin 2140 yılına dek süreceği öngörülüyor, sistem daha fazlasını üretmeyeceği için az önce bahsettiğimiz enflasyon sorunu ortadan kalkıyor.

Bitcoin vs Para

Dolandırıcılar ve hırsızlar çıkar elde etmek amacıyla sürekli birtakım yollara başvuruyorlar. Bu tür kötü niyetli kişiler kimi zaman parasal sistemleri kimi zaman ise değer saklama araçlarını hedef olarak belirliyorlar. İşte tarih boyunca gerçekleştirilen çeşitli dolandırıcılık ve hırsızlık faaliyetlerinden bazıları: Panama ve Paradise Papers sahtekarlığı, Bernard Cornfeld olayı,  London Whale olayı, Boston’da bulunan Gardner Müzesi soygunu, Mt. Gox, DAO ve Tether soygunları.. Uzayıp giden listedeki olaylarda hedeflenen şeyin değer saklama araçlarını bir şekilde ele geçirmek olduğunu görüyoruz. Bu amaçlarına ulaşmak isteyen dolandırıcılar ya da soyguncular çeşitli yöntemlere başvuruyorlar. Ancak tüm bu olaylara rağmen insanlar parasal sistemlere olan inançlarını kaybetmiyorlar.

ABD doları ile kripto paralar arasında birkaç köklü farklılık bulunuyor. Örneğin Bitcoin sisteminde gerçekleştirilen işlemler değiştirilemeyen bir dijital defterde kaydediliyor. Bu defter paranın durumunda olduğu gibi yalnızca bankaların ya da devletlerin otoritesine dayanmıyor aynı zamanda herkesin ücretsizce katılabileceği halka açık bir bilgisayar ağından da kontrol edilebiliyor. Üstelik en nihayetinde oluşacak toplam Bitcoin arzının sabitlenmiş bir durumda olduğunu az evvel belirtmiştik. Bununla birlikte kripto paralarla geleneksel nakit paranın imzasızlık özelliği açısından da farklılık gösterdiği ifade edilebilir.

Paranın değeri

“Para” kavramını bir hayal ürünü ya da kitlesel bir sanrı olarak nitelendirmek oldukça mümkün görünüyor. Para kazanmak için sıkı bir şekilde çalışıyorsunuz, kazanıp biriktiriyorsunuz, bir süre saklıyorsunuz ama en nihayetinde sahip olduğunuz tek şeyin sembolik bir güç olduğu gerçeğinin farkına varıyorsunuz. Aslında belirli bir perspektiften bakıldığında bu düşünce kulağa hoş gelebiliyor.

Çoğumuzun “değer” kavramına yönelik sahip olduğu algı; yeşile boyanmış bir kağıt parçası, altın paralar, ether token ya da madeni para seçeneklerinden biri ya da birileri üzerine kurulu diyebiliriz. Bu ortak değer algısının belirli ve değişmez bir karşılığı bulunmuyor. Yani bütün paraların yahut bütün değer saklama araçlarının sahip oldukları değer sabit bir şekilde ifade edilemiyor ve bu değerler soyut niteliklere sahip. Ancak para herkese hitap eden bir değer şeklinde ifade edilebilir.

Herkes için geçerli kabul edilen ortak bir değer olarak tanımladığımız paranın sahip olduğu değerin de sabit olmadığını, birtakım olaylar karşısında değişkenlik gösterdiğini söyleyebiliriz. Örneğin bir doğal afet sonucunda meydana gelen şartalara göre insanlar bir şişe su için normalde asla ödemeyecekleri bir miktarı ödeyebilirler. Peki doların değeri nedir?

Bitcoin gibi kripto paralara ve onlara olanak sağlayan Blockchain teknolojisine karşı öne sürülen argümanların tamamı şu gerçeği göz ardı ediyor: “Paranın sahip olduğu geçici ve hassas yapılı değer”. Paranın gerçek, katı ya da bir şeye dayanan bir yapıya sahip olduğunu düşünen herhangi birisi kripto paraların ne demek olduğunun farkına kolay kolay varamaz. Bir para biriminin herhangi bir şeye dayandığını düşünen ve istikrarları daima belirsiz olan kurumlara güven duygusu besleyen kişileri de bu gruba dahil edebiliriz. Bir ABD dolarının yalnızca insanların güven duygusuna ve ABD devletinin sağladığı krediye dayandığını daha önce ifade etmiştik. Peki bu tam olarak ne anlama geliyor?

Finansal istikrara erişememiş Yunanistan, Venezuela ve İspanya gibi ülkelerde meydana gelen talihsiz mali krizler kripto para piyasasında birtakım sıçrayışların yaşanmasına sebebiyet verdi. Kıbrıs hükümeti 2013 yılında yaşadığı bankacılık krizini ülke vatandaşlarının bankalara yatırdıkları fonlarından yüzde yedilik bir kesinti yaparak çözmeye kalkışınca bitcoin’in fiyatı fırlamıştı. Çünkü bu noktada çoğu Güney Avrupalı yatırımcı Bitcoin’in Kıbrıs bankalarına göre daha güvenilir bir değer saklama aracı olduğuna ikna olmuşlardı. Bu yaşananların ardından İspanya merkezli bankalarda da hareketli günler başladı.

Kripto paraların ezberleri bozması

Mevcut finansal kuruluşlar kusurlu bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyor ve yolsuzlukların meydana gelmesine adeta ortam hazırlıyor. Bitcoin henüz kullanıcılar için şimdiki anlamını taşımıyorken de bu durum böyleydi. Satoshi Nakamoto “genesis block” olarak adlandırılan ve bitcoin’e hayat veren bloğu başlatarak bir tarih yazdı ve bankalara adeta bir cevap verdi. Yola çıktığı tarihten itibaren birçok yoruma ve sert eleştiriye maruz kalan Bitcoin her şeye rağmen yoluna devam etti. Öte yandan Bitcoin geleneksel paraların ya da mevcut bankacılık sistemlerinin yerini alabilecek ve onları dijital anlamda temsil edebilecek daha iyi bir alternatif olarak yaratılmış politik bir proje şeklinde de yorumlandı.

Bitcoin de dahil olmak üzere bütün kripto paraların ardında bulunan teori dağıtık bilgisayar ağları tarafından tutulan kayıtların değiştirilemez olması üzerine kurulu. Böylece bir para biriminin güvenilirliği bir devletin yapabileceğinden çok daha iyi sağlanabiliyor. Kripto para tarihinde kaydedilen birkaç büyük olumsuz hadiseye rağmen Bitcoin’in dayandığı Blockchain sistemi son cümleyi kısmen kanıtlamayı şimdiden başardı. Başlangıcından günümüze dek toplamda bir milyon kadar Bitcoin çalındı. Öte yandan Bitcoin’in altında yatan hesaplama sistemi dağıtık defter teknolojisi şimdiye dek istikrarını hiç bozmadı ve değiştirilemezliğinden hiç ödün vermedi.

Bitcoin’in ilk zamanlarında meydana gelen çoğu soygun ve dolandırıcılık faaliyetleri akıllara “Sierra Madre Hazinesi” filmini getiriyor. Benzersiz bir drama olarak tanımlayabileceğimiz bu film 1920’li yıllarda ABD’de altın arayışı içerisindeki insanlar arasında peyda olan aç gözlülük ve yozlaşma konularını ele alıyor. Hızlı ve kolay bir şekilde zengin olma arzusunun insanları neredeyse çılgına çevirdiği yadsınamaz bir gerçek. Kimi zaman bu arzu insanları yasa dışı faaliyetlere yönlendirse de altının sahip olduğu değerin düşmesine asla sebep olamamış.

Bitcoin’in dağıtık defterinin şimdiye dek değişmezlik özelliğinden hiç ödün vermediğini ifade etmiştik. Bu durumun gerçekleşmesinin nedeni yalnızca sistemin dağıtık bir yapıya sahip olmasından ya da altyapısında akıllıca düzenlenmiş kriptografik koruyucuların bulunuşundan ileri gelmiyor. Dağıtık defteri bu denli güçlü ve bozulmaz hale getiren unsurlar arasında Bitcoin projesini en başından beri destekleyerek onu bu günlere getiren bireysel geliştiricilerin sağduyusu ve sorgulanamaz inancı da gösterilebilir.

Öte yandan kripto para kullanıcılarının soyulma riskini göze aldıklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Bilindiği üzere kripto paraların saklanması için güvenli bir cüzdan bulmak ya da kripto paralarla güvenli bir şekilde işlem yapabilmek bazen zannedilen kadar kolay olmayabiliyor. 2014 yılında yaşanılan ve 800 bin Bitcoin’in çalınmasıyla sonuçlanan Mt. Gox soygunu bütün ekosistemin olumsuz bir şekilde etkilenmesi sonucunu doğurmuştu. Bu olay gerçekleştiğinde halkın algısı Bitcoin’in hack’lendiği yönünde oluştu ancak hack’lenen şey yalnızca Mt. Gox borsasından ibaretti. Tıpkı Bangladeş merkez bankasının 63 milyon dolar değerindeki rezervinin geçtiğimiz yıl New York Federal Rezerv Bankası’ndan çalınması gibi.

Bitcoin’in bir dolandırıcılık olduğu söyleyenlerin ya da onun dark web temelli yasa dışı faaliyetlerde sıklıkla kullanıldığından bahsedenlerin iddialarına yeniden gelelim. Jamie Dimon’un CEO’luğunu yaptığı dev finansal kuruluş JP Morgan Chase’in konu olduğu yasa dışı faaliyetleri göz önüne alarak “finansal hizmet sektörünün bir dolandırıcılık” olduğunu söylememiz yanlış bir çıkarım olurdu. O halde dark web’de Bitcoin karşılığında yapıldığı iddia edilen faaliyetleri de bu doğrultuda değerlendirmemiz gerekiyor. Üstelik dünyadaki uyuşturucu sektörünün dolarla döndüğünü de göz ardı edemeyiz. O halde para yasa dışı bir kavram olarak nitelendirilebilir mi? Gerçek şu ki para kavramı doğası itibariyle “kirli” bir niteliğe sahip.

Uzun lafın kısası herhangi bir para biriminin istikrarlı hale getirilebilmesi için verilen savaş daima mağlubiyetle sonlandı. Çünkü insanoğlu her fırsat bulduğunda hile yapmaya meyletti ve sahip olduğu şansları daima yitirmesini bildi. Öyle ki gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerin para birimlerinin kazandığı istikrar dahi pamuk ipliğine bağlı. Başka bir deyişle kati bir istikrar söz konusu bile değil. Ancak görünüşe bakılırsa paranın “gerçek” bir şey olduğu yanılgısını muhafaza etme mücadelesi daima devam edecek.


Kaynak: Medium

Bitcoin Gerçeği (!)

Ekonomiyi incelemeye en başından değil, modern zamandan başlayalım. Ancak bunu ters mantıkla yapmalıyız çünkü eskiden makro ekonomiyi anlamak zordu, şimdiyse uzman olduğunu iddia edenler gerçekten uzman değil ve bunun farkında değiller.

Son dönemde bazı uzmanlara karşı isyanlara şahit oluyoruz. Greenspan ve Bernanke gibi eski FED başkanlarının anlamadığı, bizimse çok geç keşfettiğimiz bir gerçek var: Makro yalanlar mikro yalanlardan daha uzun sürdürülebilir. Bu yüzden merkezi makro kararlarda kime güveneceğimize iyi karar vermeliydik. Merkezi sistem güven kisvesi altında çoğunlukla bankaları korumaya yönelik eylemlerde bulundu. Ayrıca bütün merkez bankalarının çalışma mantığının aynı olması ve takip edilen tek tip kültür, durumu daha kötüye sürükledi.

Karmaşık konularda uzmanlar organik gerçekliğe ve işlemlerin dağıtık şekilde yapılmasına odaklanmaz. Bu konuda Hayek’in dağıtık şeyler üzerine bazı düşünceleri bulunuyor; ama hepsi dağıtık bilgi ile ilgili. Bir kişinin modern zamanda işlerinin yolunda gitmesi için bilgiye ya da mantık çerçevesinde hareket etmeye ihtiyacı yok; sadece geleneksel yapıyı takip etmesi yeterli.

Yapıyı kullanıyor olmak yapıyla alakalı kararlarda demokratik haklara sahip olmak anlamına gelmiyor. Çok kararlı biri ya da yetkili biri çıkıp düğmeye basabilir ve bütün kontrol onun elindeyse kararları o verir. Sistemin içindeki herkes bir gün düğmeye basan kişi olabilir, ancak güç her zaman azınlığın elinde olur.

İlginç olan, rasyonel piyasa rasyonel olmayan yatırımcılar tarafından oluşabiliyor. Aslında rasyonel piyasa yeterli bilgiye ve zekaya sahip olmayan kalabalık sayesinde iyi işliyor, hatta bütün insanların aynı yüksek zekaya sahip olduğu bir ütopyada bu kadar iyi işlemeyebilirdi.

İşte tam bu noktada Bitcoin’in neden iyi bir fikir olduğunu anlıyoruz: Çok yönlü bir sistem ihtiyacını karşılıyor. Bir sahibinin olmaması ve herhangi bir otoritenin Bitcoin’in geleceğine karar verememesi Bitcoin’in harika bir kavram olmasında ilk akla gelen sebepler. Sadece kullanıcılarına ait Bitcoin artık bir tarih yazdı, bu yüzden özgürlük sağlıyor ve durdurulamıyor.

Bitcoin herhangi devlete bağlı olmayan bir para birimi. Ancak aklınıza şu soru gelebilir; altın, gümüş ve diğer metaller de ülkelerden bağımsız değil mi? Pek bağımsız sayılmazlar. Örneğin altın ticareti yapmak istediğiniz zaman Loco Hong Kong’dan hisse satın almış sayılıyorsunuz ve altınları İstanbul’a taşımak istiyorsunuz. Bankalar gümrük işlerini kontrol ediyor, ülkeler bankaları kontrol ediyor -ya da en hafif tabirle ‘’birlikte’’ çalışıyorlar- böylece ülkeler altınınızdan payını almış oluyor. Bitcoin işlemleri altına göre çok daha avantajlı çünkü ülkelerden onay alması ve gümrüklerden geçmesi gerekmiyor. Hiçbir hükümet aklımızdan geçen kodları kontrol edemez.

Belki de eninde sonunda Bitcoin başarısız olacak, ama binlerce insan nasıl çalıştığını bildiği için Bitcoin’in tekrar icat edilmesi zor olmayacak. Bitcoin henüz kahvede içtiğimiz çayı ödemek için uygun olmayabilir ya da fazla volatil olduğu için ödemelerde kullanılmıyor olabilir. Her şeye rağmen Bitcoin bir başkasının müdahale edemediği ilk organik para birimi.

Sonuç olarak Bitcoin’in varlığı bile hükümetlere artık para birimlerinin sadece onların yönetiminde ve tekelinde olmadığını hatırlatmaya yeter. Bu bize, kripto para kullanıcılarına, Orwell’in distopyası karşısında güvence veriyor.


Kaynak: Medium

Amber Baldet: Blockchain, şu anda 1969’daki internet gibi

Amber Baldet bu ayın başlarında kendi girişimine başlamak için bankadan ayrılmadan önce JP Morgan’ın Blockchain girişimlerinin yüzüydü. Bankanın Blockchain biriminin eski başkanı Baldet, Blockchain ve kripto dünyası ile Wall Street arasındaki köprü olarak tanınıyordu. JPMorgan’da geçirdiği süre boyunca, Baldet, bankanın…

Amber Baldet bu ayın başlarında kendi girişimine başlamak için bankadan ayrılmadan önce JP Morgan’ın Blockchain girişimlerinin yüzüydü.

Bankanın Blockchain biriminin eski başkanı Baldet, Blockchain ve kripto dünyası ile Wall Street arasındaki köprü olarak tanınıyordu.

JPMorgan’da geçirdiği süre boyunca, Baldet, bankanın Blockchain platformu etrafında çaba gösteren kurumsal yatırım bankası Quorum’da çalıştı.

JP Morgan’dan ayrıldıktan sonra ne yapacağı konusununda açıklama yapmayan Baldet, Business Insider ile kriyeri, Blockchain teknolojisi ve gençlere yönelik tavsiyeleri hakkında konuştu.

Frank Chaparro: “Kripto dünyasında çok fazla abartma var. Ethereum‘un kurucusu Vitalik Buterin’in kripto pazarının 500 milyar doların üstünde olmasını hak ettiğini düşündüğü konusunda ilginç bir tweet’i var. Sence teknoloji bunda ne kadar etkili oldu?”

Amber Baldet: “Teknolojinin inanılmaz derecede etkili olacağını düşünüyorum bu yüzden her gün çalışıyorum. Birçok insanın Blockchain’i internetin 90’lı yıllarıyla kıyasladığını biliyorum. O zamanlar Netflix gibi bir şey hayal edemezdik. Bu yüzden burada durmak ve Blockchain’in işlevlerinin neler yapacağına bakmak imkansız. Blockchain şu anda 1969 yılındaki internet gibi görünüyor. Ancak bu Blockchain’in herhangi bir kullanımının olmadığı anlamına gelmez. Yalnızca bu ağların ne için kullanılabileceğinin tam kapsamının çok uzağındayız. Şu anda dağıtık depolama alanını kullanan birçok şirket var. Bu inovasyonların amacına ulaşmasını izlemek etkileyici olacak.”

Chaparro: “Eski Wall Street ile kripto siberpunk dünyalarının kesişiminde olmak zor mu?”

Baldet: “İşim hakkında yapmayı umduğum şey bu ayrımı yıkıyor. Eğer internet değerinde bir şey yapmak istiyorsak, kripto paralar, gerçek dünya varlıkları, izinsiz Blockchain’ler ve özel engeller mirasımız olacak.”

Chaparro: “Kariyerine kripto veya finansal hizmetlerde yeni başlayan genç insanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?”

Baldet: “Bu cevap vermesi zor bir soru. Kendin olmak önemli. Kullanabileceğin özelliklerine yapışmanın önemli olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca dünya görüşünüzün kendinize has olduğundan emin olun, farklı olmak kötü değildir. Dünyanın sorunlarını çözen birbirinin aynı milyonlarca insana ihtiyacımız yok.”